Aziz Bey’e üzülmemek elde değil. İnatçı adamlar hayatın anlamını ölene kadar bulamıyorlar. Aziz bey gençliğinde Maryam’da aradığını buldum sandı. Onu aslında sevmeyen bir kadın için ailesini ve işini kaybetti. Hayatının hatası buydu. Ama bundan hiç pişmanlık duymadı. Ne yazık! Sonra tamburuyla hayatın anlamını aradı. Bu sırada başına gelebilecek en güzel şey olan Vuslat ile tanıştı ve evlendi. Ama Vuslat’ı sevmedi. O bir bakıcıydı veya bir objeydi onun için. Vuslat’ı mutsuz etti. Kadın kahrından hastalandı. Aziz Bey ölmesine yakın ancak karısına yakınlık gösterdi ona baktı. Ama onu da kaybetti. Üzgün bir insan olarak yaşadı ve yine inatçılığından dolayı çevresinde kalan iş arkadaşlarını da kaybetti. İşini de kaybetti. Aradığı huzuru asla bulamadı. Yazarın anlatımı hem sade hem dokunaklı. Sanırım daha çok kitaplarını okuyacağım.
Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.