..
Öfke haklı ya da haksız, anlamlı ya da yararsız değildir. Öfke sadece vardır. "Öfkemde haklı mıyım?" diye sormak, "Susamaya hakkım var mı? Ne de olsa daha beş dakika önce su içtim; demek ki susamaya hakkım yok. Zaten şu anda su içemeyeceksem, susamamın ne anlamı var?" demeye benzer.
Öfke, hissettiğimiz bir şeydir. Her zaman bir nedeni vardır ve ilgi görmeyi hak eder. Hepimizin, her şeyi hissetmeye hakkı vardır ve öfke de buna istisna değildir.
Yine de, öfke konusunda kendimize sormamız gereken bazı sorular var: "Aslında neye öfkeliyim?" "Sorun ne ve kimin sorunu?"
"Kimin, neden sorumlu olduğunu nasıl ayırt edebilirim?" "Öfkemi, kendimi güçsüz ve çaresiz hissetmeme yol açmadan nasıl ifade edebilirim?" "Öfkelendiğimde durumumu, savunuya ya da saldırıya geçmeden ifade etmeyi nasıl öğrenebilirim?" "Daha dolaysız ve kararlı olursam ne gibi risk ve kayıplarla karşılaşırım?" "Öfkelenmek bana yaramıyorsa, başka ne yapabilirim?"
..
amacımız, öfkemizden kurtulmak ya da geçerliliğinden kuşku duymak yerine, öfkenin kaynaklarını açıklığa kavuşturmak ve ardından, kendi adımıza yeni ve farklı bir eylem benimsemek olacak.