Hayır,ben gerçeküstücü değilim. Bütün bunlar, gereğinden fazla gözde büyütülmüş şeyler. Oysa ben en azından bir şeyden eminim: Kendi gerçeğimi resmediyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçimde yoğun bir şiddet arzusu vardı, bunu reddedemem ve bu şiddeti becerebildiğim gibi kullanıyordum. On yedinci yüzyılda, kendisini tuval dışında iğfal eden gerçeklikten öcünü tam olarak alamasa da Judith’i Holofernes’ın kafasını keserken resmeden küçük bir Artemisia Gentileschi olarak görüyordum kendimi.
Kuş kanatları gibi alnında birleşen kalın, kara kaşları Frida’nın yüzünün simgesiydi ama bu kaşlar aynı zamanda da gitme isteğini, yürüyemese bile uçma isteğini, özetle düşsel kaçışlarını da simgeliyordu.