Birçok hastalıkların sebebini hastanın vücudundan evvel hayatında aramak lazımdır. Yani hastalık, çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve onun peşinden vücudun isyanıdır.
İdeolocya Örgüsünü okumak benim için çok serencamlı geçti. 79 günde anca bitirişimin altında yatan sebeplerine değinmek istiyorum.
Bu eser hakkında Üstad Necip Fazıl diyor ki:
"Bu eser, benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim... Ben, arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de, ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım «müştemilât»dan başka bir şey değil.."
Eseri okurken bidayette Necip Fazıl'ın dilini anlamakta zorlanıyordum; onunla aynı lisanı konuşmamıza rağmen onu anlamak benim için oldukça meşakkatliydi. Çünkü belirli bir dil zevkine ve zengin bir kelime dağarcığına sahip değildim ve Üstad'ın ne dediğini anlayabilmem için eserin çoğu sayfasında sözlüğü açıp yabancısı olduğum kelimelerin ne anlama geldiğine bakmam ve bir sonraki sayfaya geçmeden okuduğum sayfayı yeniden okumam icab ediyordu. Ve bu iş beni çok yoruyordu. Binaenaleyh esere ara verdim çünkü bir şeyler ters gidiyordu. Bir başkasının anladığını ben neden anlayamıyordum? " Ben neyi yitirdim?" sorusuna yanıt aradım. Evvela yolum Nihad Sami Banarlı'ya çıktı ve iğdiş edilmiş acınası dil ve düşünce dünyamı seyre daldım. Aldığım yara büyüktü zira yaklaşık 53 yıl önce yazılmış bir eseri okuyup anlamakta azami zorluk çekiyordum. Kendime dil zevki kazandırmak adına bir takım okumalar yaptım. Okuduklarımın arasında en fazla müstefid olduğum Peyami Safa idi çünkü dil zevkinin yanında bir de Simerenya adında bir ütopyası vardı. O da kendince bozulan ahlaka ve dünya nizamına bir çare bulmuştu. Fakat Üstad'la en büyük farikası onun bulduğu panzehir batı ideolojilerinin zehirli taraflarını atıp uçuk kaçık ama harikulade bir ütopya inşa etmesiydi. Evet bu bir ütopyaydı ve bu
İdeolocya ÖrgüsüNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu · 19862,737 okunma
TV karşısında geçirilen uzun saatler insanın bedenini tembelleştirir, gönlünü yorar, aklını ve dilini geveze haline getirir ve ruhunu giderek çoraklaştırır.
Muhtasaru't-Tezkire müellifi der ki: Bilin ki ey kardeşler, katı kalp şu vb. şeylerle yumuşar: Kabirleri ziyaret etmek, vaaz meclislerinde ve salihlerin sohbetlerinde bulunmak, geçmişte yaşamış zahid ve ağabeylerin menkıbelerini dinlemek; bir de zevk ve iştahı kesen, refah içinde yaşamış toplulukları dağıtan, babalarının varlığıyla güçlü olan erkek ve kız çocuklarını yetim bırakan ölümü hatırlamaktır.