Gerçeğe karşına çıktığı gibi bakmak yerine burnunun ucuna koyduğun renkli camların ardından bakıyorsun, mavi gözlüklerin ardından bakınca dünya senin için mavi, sarıların ardından bakınca her yer sarı, kırmızı camların ardından bakınca lal kırmızı diğer renkleri kızıla boyuyor... Algını sen kendin fakirleştiriyorsun, çünkü oraya koyduğun şeyden başkasını göremiyorsun: Önyargıların.
Ocak çok eski dönemlerden itibaren evin, ailenin merkezi, kült yeri olarak nitelendirilmiştir. Tanrılardan yardım dileyenler ocağın yanına oturtulurlardı. Tanrıça için yemeklerden önce hem Yunan’da hem de Roma’da ocak başında birşeyler kurban edilirdi. Yunan’da, istenen sonucun iyi ve olumlu olması için, bir kurbandan önce, Hestia’nın adını anarlardı. Roma’da ise önce Ianus’un sonra da Vesta’nın adını dile getirirlerdi.
Tek tanrılı dinlerde genellikle sevilmeyen yılan, pagan dinlerde çok farklı ikonografik anlamlara sahip olmuştur. Yılan gizem, güç ve iyiliğin karışımıdır. Her yıl deri değiştirerek sonsuz yeniden doğuşun, gençleşme ve sağlığa kavuşmanın güçlü bir sembolüdür. Ölüyü alan ama yeni yaşamı da yaratan, toprak ananın çatlaklarından çıkıp-kaybolan yılan, üreme, sağlık tanrıları ve yer altının iyileştirici ruhları ile bağlantılıdır.