Çocukluğumuz, ömrümüz boyunca yanımızda taşıdığımız o eski, yırtık bavuldur. Ne içindekileri atabiliriz ne de o bavulu bir kenara bırakıp hafifleyebiliriz.
İçimizdeki o büyük boşluğu dünyalık eşyalarla, unvanlarla doldurmaya çalışıyoruz. Bilmiyoruz ki ruhun eksiği, ancak bir başka ruhun gölgesiyle kapanır.