"Soyumuz Asya'nın eseri olduğu gibi ruhumuzun mimarları da Asyalıdır." Selçuklular döneminde yaşanan bu fikrî gelişme ve oluşan din anlayışı, onların torunları Osmanlılar tarafından devam ettirilerek insanlık tarihinin görebildiği en önemli medeniyetlerden biri gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmede ruh mimarlarımız ulemâ ve sûfîlerle birlikte... Belki de bunun sırrı Yahya Kemal'e, siz Viyana kapılarına kadar nasıl gittiniz? Sorusuna, O'nun: "Pilav yiyerek ve Mesnevî okuyarak" şeklinde verdiği cevapta gizlidir. Pilav ve Mesnevî: Sembolik olarak biri bedenimizin, diğeri ruhumuzun gıdası. Ruh bütünlüğünü korumadan ve onu ana kaynaklardan beslemeden yeni medeniyet hamleleri yapmak mümkün değildir. Zira "Geleneği olmayanın geleceği olmaz" sözü boşa söylenmediği gibi, tarihin aynası da bunu açıkça göstermektedir.