Burcu Kafkas

Puan vermedi·187 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:57
Şimdi benim yapabileceğim,sinirimi bozan 3 büyük ciddi eleştiri var. Fuzuli hoca şüphesiz Türkolojiye çok büyük katkı sağlayan, önemli araştırmaları olan bir hocamız. Lakin 1.Kitabın özellikle sonuç kısmında feminist araştırmacıların yanlı olduğu ve gender meselesine yanlı yaklaştığı ama erkek araştırmacıların da konuyu araştırmalarıyla daha sosyolojik çıkarımlarda bulunulduğu iddiası var. Bu ilk olarak akademik anlamda korkunç bir önyargının, genellemenin ve mansplaningin bir örneği. Elbette sadece gender değil herhangi bir konuya yanlı yaklaşan ve bunu bir ideolojinin çatısı altında yaptığını iddia eden bir sürü kişi var ama sapla samanı ayırt etmek bu kadar zor olmasa gerek. Öyle içselleştirilmiş bir kadın düşmanlığı ve erkek kutsiyeti var ki, feminist araştırmaları sosyolojik saymayıp ancak erkekler araştırınca sosyokültürel çıkarımlarda bulunabildiğine işaret etmiş hoca. İnanılmaz rahatsız edici bir bakış açısı, asıl YANLI olanın bu bakış açısı olduğunu söylemekte fayda var. 2.Kadın şamanlarının güçlü olması ya da ilk şamanın kadın olabilmesi ihtimalinin kuvvetinin yanında, bunun sebebini kadının "kadın" olmasına bağlamış hoca. Bu şamanların toplum içinde saygın ve yetkin görülmelerinin sebebinin doğurganlık olduğunu işaret etmiş ama bu kadın şamanların bilgi ve yetilerinin bu saygının sebebi olabileceği konusu oldukça üstünkörü geçilmiş. Kaldı ki hem niçin ilk şamanın kadın olabileceği sorusu doğurganlıkla ilişkilendirilmiş hem de kadın şamanların doğum yaptığında güçlerinin azaldığına dair inanıştan da söz edilmiş. Bu durumda ikinci anektot ilk analizle çeliştiği için tekrar gözden geçirilmesi yerinde olurdu. 3.Kadın şamanların azalması ve erkek şamanların yoğunlaşmasında ataerkilliğin etkisine değinilmiş fakat bununla ilgili esaslı bir sosyolojik inceleme
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
Reklam
8/10
·188 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 14:07
Yakov'un hikayesi aslında doktorun yanında başlıyor,sonu da yine doktorla bitiyor.Bir ilaç kullandığını biliyoruz ama ilacın ve hastalığın adı hiç geçmiyor o yüzden davet edilmediği ya da davet edilip sonradan reddedildiği balodan kovulması onda müthiş bir travma yaratırken hızlı bir şekilde kişilik bölünmesi yaşamış.Kitap boyunca bu sürreal bir deneyim mi yoksa psikolojik bir vaka mı çıkacak sonda diye merak ettim.Goldyadkin'in kendine yarattığı diğer karakter onun aslında hala daha kendisi,olmak istediği kişi o bir yandan ama dışarı asla yansıtamadığı kişi.Şizofren olduğunu düşündüm ilk anda ama Dosto bize tatlış oyunlar oynayarak sanki diğer Golyadkin'i diğer insanlar da görüyormuş gibi yansıttı ama aslında bir yandan da bu yazar yanıltmasından çok (çünkü anlatıcı kitapta yer yer 1.tekil kişi Golyadkin,yer yer 3.kişi tekil kişi tamamen tanrısal bakış açısı değil) bir yandan da şizofreni başlangıcındaki insanların dünyalarını görme biçimiydi.Golyadkin cidden toplum içinde "Öteki" olarak görülmüş,küçük görülüyor,dışlanıyor ama bunların neden olduğunu göremiyoruz.Herkesin sürekli ona komplo kurduğuna inanması ve devamlı düşmanlarım var diye bahsetmesi ama asla gerçek düşmanlar göremememiz onun sosyal anksiyetesinin yarattığı paronayayı çok net görmemizi sağlıyor.Hikaye psikolojik olarak çok rahat tahlil edildiğinden direkt sanki detaylı bir psikoloji anemnezi okuyormuş gibi hissettim.Ama bunun dışına çıktığımızda ve karakterin yerine koyduğumuzda kendimizi,delirmemek elde değil.Kendimin bir kopyasını görsem ve benzerliğimiz tıpatıp aynı, fiziksel görünüm dışında isimle de aynı olsa çok korkutucu olurdu bu,bir de bu karakterin yavaş yavaş hayatımı ele geçirmesini izlemek,insanı çok derin bir kuyuya iter.Benim merak ettiğim şey Golyadkin'in anlattıkları ne kadar gerçek
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
7/10
·280 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 16:25
Spoiler İçerir! Hermann Hesse'nin diğer kitaplarına nazaran (Demian ve Bozkırkurdu vs.) daha sade bir kitaptı. Demiandaki mistik ve gizemli hava ya da Bozkırkurdundaki yoğun düşünsellik yoktu, Siddharta'daki gibi yoğun felsefi bir derinlik de yer almıyor. Yazarının ismini bilmeseydim asla bu Hermann Hesse'nin kitabı diye düşünmezdim. Bu da onun farklı türlerde de yazmada başarısını bir kez daha gösteriyor bence. Kitaptaki pastoral anlatımlar oldukça fazlaydı fakat yerindeydi de yazarın daha gençlik dönemlerinde yazdığı bir eser, buna rağmen o dönem bile anlatıcının ilk gençliğine duyduğu özlemi görüyoruz. Hikayedeki anlatıcının da ismi Hermann olduğu için belki bu yazarın acaba kendi hayatı mı diye ikiliğe düşülebilir ama otobiyografik olduğunu yazar kendi iddia etmediği sürece böyle düşünmemek gerek. Hikayenin aslında örüntüyle Hermann karakteri üzerinden devam ettiğini görsek de araya başka hikayeler ve başka karakterler de katılmış, bu biraz karmaşa yaratıyor, birkaç hikaye sonra tekrar aynı karakterin hikayesine devam ettiğimiz için. Helene karakterinin Opheliavari bir ölümle karşılaşması, yazarların oldukça sevdiği bir motif. Helene'in özgür iradesi hiçe sayılarak başkasıyla nişanlandırılması ve bunu sertçe "Ben satıldım" olarak adlandırması, buna rağmen içindeki duygu karmaşasının sonucu olarak öfke duymaması üzücü. Hala daha babasıma bir söz verdiğini onu tutmak zoruna olduğunu düşünüyor. Kadın karakterlerin ele alınış biçimi ve onlara biçilen kaderler oldukça olumsuz.
Gençlik Güzel ŞeyHermann Hesse · Can Yayınları · 2017896 okunma