Burcu Dağlı

9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Havada Bulut, Sait Faik’in insan sevgisini ve toplumsal gözlemlerini en yoğun hissettirdiği eserlerden biri. Bir pansiyon etrafında şekillenen, birbirine bağlı hikâyelerle ilerleyen kitap, “nehir hikâye” özelliği taşır. Beyoğlu’nun arka sokaklarında, hayata tutunmaya çalışan insanların küçük ama anlamlı dünyalarına konuk oluruz. Yazar; yoksullarla zenginleri, gösterişli hayatlarla kenarda kalmış yaşamları yan yana getirirken kimseyi yargılamaz. Yanni gibi unutulmaz karakterler aracılığıyla toplumun dışladığı insanlara derin bir şefkatle yaklaşır. Her karakterin kendine ait bir hüznü, küçük bir umudu ya da yarım kalmış bir mutluluğu vardır. Yargı yok, süslü anlatım yok… Kusurlu, yalnız, kenarda kalmış hayatlara içten bir bakış var. Sait Faik insanları olduğu hâliyle seviyor ve bunu okura da hissettiriyor.Dili sade ama çok şiirsel. Deniz, martılar ve İstanbul arka planda usulca duruyor. Olaylardan çok insanın içini ısıtan bir kitap. “Sevmek, bir insanı olduğu gibi kabul etmektir.” “Bir insanı sevmekle başlar her şey.”
Havada BulutSait Faik Abasıyanık · The Kitap · 20254,276 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Burcu Dağlı

, bir kitap okudu
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Sait Faik Abasıyanık
7.8/10 · 4.276 okunma
9/10
·157 syf.··
2026 3. kitabı
Hepimizin bildiği ama çoğu zaman görmezden geldiği o büyük sessizliğin hikâyesi… Ali Yeşilçimen’in bu eseri, toplumun bize dayattığı “iyi aile çocuğu” etiketinin, bir erkeğin ruhunda nasıl ağır bir prangaya dönüştüğünü ilmek ilmek işliyor. Kitap; nezaketin “safdillik”, dürüstlüğün ise “sıradanlık” sayıldığı bir düzende, karakterli bir adamın hayatta kalabilmek için nasıl duygusal bir zırh kuşandığını gösteriyor. Kendi içindeki masum çocuğu susturup, mesafeyi ve stratejiyi öğrenmek zorunda kalan bir adamın hikâyesi bu. Ve asıl trajedi tam da burada başlıyor: Kendi özünden uzaklaşıp mesafeyi seçtiğinde, toplumun gözünde daha “değerli” ve daha “karizmatik” biri hâline geliyor. Kitap bitti…Ama içimdeki “iyi çocuk” ile “gerçek dünya” arasındaki kavga sanki tam da o anda başladı. Sayfalar kapandığında fark ettim ki; yazar bize sadece bir hikâye anlatmamış, aslında bizi bize anlatmış. Yolculuğun sonunda vardığım yer şurası oldu: Bir erkeğin büyümesi, çoğu zaman en saf yanlarını bir mezara gömüp, üzerine “soğuk ve güçlü” betonlar dökmesiyle başlıyor. Kitabı kenara bırakırken zihnimde tek bir soru yankılandı. Değer görmek için değişmek, kendimize ihanet etmek mi; yoksa hayatta kalmanın tek yolu mu? Bu eser bana en çok “dengeyi” öğretti. Ne istismar edilecek kadar yumuşak, ne de dünyayı dışarıda bırakacak kadar taşlaşmış bir yürek… Sadece kendin kalarak değer görmenin ne kadar lüks bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha fark ettim. Kitap bitti ama bendeki etkisi kolay kolay geçmeyecek. Kendi özünü korumaya çalışan herkese selam olsun.
1000Kitap
İyi Aile ÇocuklarıAli Yeşilçimen · İkinci Adam Yayınları · 202514 okunma
Hazan mevsimi miydin? Yaprak dökümü müydün sonbahar Ömrümüzün sonu bahara çıkmayan zamanlarda Hem de umulmadık anlarında Yutkunamadığımız düğüm müydün? Gidene yandığımız Kalana korkularla bağlandığımız Sararmış yaprakların benzimizde solduğu Mevsim miydin, dert miydin sonbahar? Esra Kara
Sayfa 64 - @kocyayinlari @kalemetutkun @elosun_kitaplari·Kitabı okudu