Kadının bağımsızlığı ve özgürleşmesine dair mevcut anlayışların sığlığı; sosyal dengi olmayan bir erkeğe aşık olma korkusu; aşkın, özgürlüğü ve bağımsızlığı ellerinden çalacağı endişesi; aşk ya da annelik hazzının mesleğinde tecrübe kazanmasına engel olacağından duyduğu dehşet; bunların hepsi özgürleşmiş modern kadını, kendi ruhunun duygularının farkına varamayan, acıyı ve neşeyi doya doya yaşayamayan saplantılı bir rahibe yapıyor.
Öğretmen, hekim, avukat, mühendis vb. gibi mesleklere sahip olan kadınlar, içten içe yalnız ve hastayken bile ağırbaşlı, düzgün ve dimdik görünmek zorundadırlar.
Buna ek olarak, çoğu kadının sırtına, bütün bir günün zorlu çalışmasının ardından hiç de 'evim evim güzel evim' dedikleri türden sıcak, derli toplu ve davetkar olmayan bir eve bakmanın yükü eklenmiştir. Ne muhteşem bağımsızlık!
...
Ben seni seviyorum,
Gizlice…
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.
Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir anda…
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda…
Güzelce.
Özdemir Asaf