Tartışmaya açık standart hayatlarımızda, okumadan, sorgulamadan, düşünmeden yaşayıp gidiyoruz. Sadece bakıyoruz. Kazayla görsek bile derhal unutuyoruz.
Kurduğum, onardığım, tutunduğum tüm köprülere bakıp o köprünün karşısına ulaşmaya çalışanın, sesini karşıya duyurmaya çalışanın sadece ben olduğumu fark ettikçe, köprülerin beni bir yere ulaştırmadığını, sesimin duyulmadığını, ruhumun okşanmadığını gördükçe vazgeçtim.
Toprağı, havayı, suyu, en sıradanı, en önemsizi, en yüzüne bakılmayanı bile kucaklamak sevgiyle ve yürümek alabildiğine.
Hayata sarılmak...
Kendine sarılmak...
Gerisi sadece gök ve toprak.