Bu neşeli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım.
Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.
Yanılmıyorsam ve üst üste yığılan bu işaretler hayatımın yeniden altüst olacağını gösteriyorsa eğer, korkuyordum doğrusu. Bu korkunun nedeni hayatımın serüvenli, zengin ve değerli olması değil. Ortaya çıkacak olandan, onun beni avucunun içine almasından, (kim bilir nereye?) sürüklemesinden korkuyorum. Araştırmalarımı, kitaplarımı, her şeyi yarıda bırakıp çekip gitmem mi gerekecek yine? Birkaç yıl sonra ezilmiş, umudu kırılmış vaziyette başka yıkıntılar içinde mi bulacağım kendimi?
“Her şeyin kendi zamanı vardır.” “Gökyüzünün altında olan her şey zamanı gelince olur: Doğmanın bir zamanı vardır, ölmenin bir zamanı, bitki dikmenin, bitkileri sökmenin…”