Buse

"Kent kapısında ve ocağınızın başında, secdeye varıp kendi özgürlüğünüze tapındığınızı gördüm. Tıpkı kendilerini katleden tiranın önünde eğilip, ona övgüler düzen köleler gibi. Evet, aranızda en özgür olanların tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde özgürlüklerini birer boyunduruk ve kelepçe gibi taşıdığını gördüm. Yüreğim kanadı; çünkü özgürlük peşinde koşma arzusu bile sizin için bir dizgin halini aldığında ve özgürlükten bir amaç, gerçekleşmiş bir şey olarak söz etmeyi bıraktığınızda özgür olabilirsiniz ancak. Günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz olduğu zaman değil. Tam tersine, bütün bunlar yaşamınızı kuşatmışken, çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz gerçekten."
Sayfa 26
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kuleler yapıp, sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi. Fakat sizler kumdan kulelerinizi yaparken okyanus kıyıya daha fazla kum taşıyor ve siz kuleleri yıkarken okyanus da sizlerle birlikte gülüyor. Gerçekten de okyanus hep masumlarla birlikte güler. Fakat ya hayatı okyanus, insan yapımı yasaları da kumdan kuleler olarak görmeyenler, hayatı bir kaya ve yasayı da kayaya kendi suretlerini yontmak için kullandıkları bir keski olarak görenler? Ya dansçılardan nefret eden kötürüm? Ya ormanın rengeyikleriyle karacalarını doğru yoldan ayırmış, serseri şeyler sayan, boyunduruğuna aşık öküz? Ya derisini değiştiremeyip, herkese çıplak ve arlanmaz diyen kocamış yılan? Ya düğün şölenine erken gelen ve tıkabasa doyup yorgun düşünce bütün şölenleri kanunsuz ve şölene katılanları yasa bozucu ilan edip kendi yoluna giden? Bunlar hakkında ne diyebilirim, onların da gün ışığında durduklarından, ama güneşe sırtlarını çevirdiklerinden başka? Sadece kendi gölgelerini görüyorlar ve gölgeleri de yasaları. Onlar için güneş gölgeyi yaratandan başka ne ki? Yasaları kabul etmek de, toprağa düşen gölgelerinin izini eğilip çizmekten başka ne ki? Fakat siz yüzlerini güneşe dönerek yürüyenler, toprağa çizili hangi imge sizi yolunuzdan alıkoyabilir? Siz rüzgârla yolculuk edenler, rotanızı çizebilecek rüzgârgülü var mıdır? Boyunduruğunuzu kırarsanız kimsenin hücresinin kapısına ilişmeden, hangi insan yasası sizi bağlayabilir? Dans ederseniz kimsenin prangalarına takılmadan, çekinmeniz gereken bir yasa olabilir mi? Giysinizi yırtıp atar ama kimsenin yolu üzerine bırakmazsanız kim yargılayabilir sizi?"
Sayfa 24
"Ya siz adaleti kavramak isteyenler, nasıl yapacaksınız bunu tüm fiillere ışığın kusursuz aydınlığında bakmadan? Ancak o zaman göreceksiniz dimdik ayakta olan ile düşmüşün aslında tek bir insan olduğunu ve durduğunu onun cüce-özünün gecesi ile tanrı-özünün gündüzü arasında, alacakaranlıkta ve tapınağın köşe taşının, temelin en dibindeki taştan daha üstte olmadığını."
Sayfa 24
"Ama yükleyemezsiniz pişmanlığı masumların yüreğine, suçlularınkinden de kaldıramazsınız. O çağrılmadan çalacaktır kapıları geceleri, insanlar uyanıp kendilerine baksın diye."
Sayfa 23
"Ve siz adil olmaya özenen yargıçlar. Cismen namuslu ama ruhen hırsız olana ne hüküm verirsiniz? Cismen katleden ama ruhen maktul olana ne ceza kesersiniz? Eyleyişinde düzenbaz ve zalim olanı nasıl mahkûm edersiniz, aynı zamanda incinmiş ve haksızlığa uğramış ise? Ya pişmanlıkları yaptıkları yanlışları çoktan aşmış olanları nasıl cezalandırırsınız? Pişmanlık değil midir, hizmete heves ettiğiniz o hukukla sağlanan adalet?"
Sayfa 23