Çizgiyi bazen karşımdaki çehrenin ifadelerinde oynarken yakalıyorum. Bazen başlarını eğmiş dönüp giden kalabalıkların izlerinde buluyorum. Bazen ,dünyanın uzak bir köşesinden yürek kıpırtılarıyla geliyor.Bazen ,hiç ortalarda gözükmeyen rüzgarın önce hafif hafif,sonra güçlenerek ve toz ,toprak yaprak ne varsa toplayarak hortuma dönüşmesi gibi meydana çıkıyor.Bazen ,gelip kapıyı çalıyor sanki ve içeri alıncaya kadar bir hayal gibi orada bekliyor.Bazen bir şairin dizeleri arasından geçip gittiğim bir vadide çiziyorum.
Sanatçı,adı sanat olan o ortamdadır.Görevini yapmıyorsa ürün istihal edemez.Görevini yaparken toprağı yorumlayamıyorsa ,diğer unsurları yorumlayamıyorsa,bütün bunların buluşmasını yorumlayamıyorsa bir zanaatçıyla karşı karşıyayızdır,sanıyorum.
Hangi olayları yaşadığımı, hangi çizgileri çizdiğimi biliyorum fakat ;hangi olayları yaşayacağımı,hangi çizgilerimi çizeceğimi,sınırlarımın nerelere ulaştığını bilemiyorum. Bıraksam çizgi benimle gelecek değil ;ama o zaman yürüyemeyebilirim.