Göze hoş görünüyor burası ama bir bütün olarak bakıldığında, bu gökkubbenin altında, gün, gün ışığında israfın, kötü yönetimin, zorbalığın, borcun, ipoteğin, zulmün, açlığın, çıplaklığın ve acının üst üste yığıldığı bir kule aslında.
Çeşmenin suyu akıyor, nehrin suyu akıyor, gün geceye dönüyor ve şehirdeki birçok hayat düzen gereği ölüme gidiyordu, zaman ve mevsimler kimseyi beklemiyordu, fareler karanlık deliklerine çekilmiş, birbirlerine sokulmuş uyuyorlardı, Maskeli Balo ise akşam yemeğinde ışıl ışıl parıldamaktaydı, her şey kendi yolunda akıyordu.
+Bazen bütün akşam, hayallere dalana kadar oturuyorum burada, ama bu gece, her şey bu kadar siyah ve ciddiyken, en aptalca hayalin lafı titretmeye yetiyor beni.
-Bize de anlatın biz de titreyelim. Ne olduğunu anlayabiliriz belki.
+Size bir şey ifade etmeyecektir. Bu tür hayaller yalnızca içimizde olursa etkili olur bence; anlatmakla olmaz. Bazı akşamlar burada kendi kendime oturur, bütün o yankıları hayatımıza karışan ayak seslerinin yankılarıymış gibi dinlerim.