Kişi, alemdeki adalet için insanların ancak bir aracı olduğunu kavradığı zaman, asıl adalet için bir üst merci, bir üst makam olduğunu anladığı zaman, işin muhtevası değişiyor.
Benim, şu anda çoğunluğu tanrıtanımaz olan kendi çevremin insanları ile de çok başka bir adabın gereklerini yerine getirmeye çalışan müminlerle de yüzde yüz akıcı, yüzde yüz atak bir diyaloğum yok. Konuşurken, her iki çevrede de baskılar altındayım. Bulunduğum nokta da bana tek bir çözüm kalıyor; saygınlığımı korumak için, sanatçı kimliğimi pekiştirmek, yazar olarak mesleğimi sürdürmek, çevremle aramdaki inanç kopukluğunu mümkün mertebe gizleyerek düşüncemi sanatsal ifade kalıpları içinde savunmak…