Seni son saatimi paylaşmak için çağırmak istemiyorum, sen adımı ve yüzümü bilmeden çıkıp gidiyorum. İçim rahat ölüyorum, çünkü sen o ölümü uzaktan hissedemezsin. Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölemezdim.
Hava buz gibi soğuktu. Mari içeri girip sırtına bir manto aldıktan sonra yeniden dışarı çıktı. Orada, herkesten uzakta bir sigara yaktı. Ağır ağır, hiçbir suçluluk duymadan sigarasını tüttürürken, genç kadını, işittiği piyano müziğini, Villete’in duvarları dışındaki, herkes için dayanılmaz ölçüde zorlaşan yaşamı düşündü.
Mari'ye sorarsanız bu zorluğun kaynağı karmaşa, kaos, anarşi falan değil, aşırıya kaçan düzenlilikti. Topluma durmadan yeni kurallar şırıngalanıyor, kurallara karşıt yasalar çıkarılıyor, yasalara karşıt yeni kurallar getiriliyordu. Herkesin yaşamını baskı altına alan görünmez düzenlemelerin bir adım bile dışına çıkmaya korkuyordu halk.