Hicret, kolayca alınabilmiş bir karar değildi. Gidişin ilk adımı, varışın son adımından daha değerliydi. Son adım hayal bile olsa, ilk adımı fedakarlıkla atanlar, kurtulanlardan olacaklardı.
Öğrenmek isteyen bir talebeden daha iyi niyetli kim olabilirdi? Peşin yargıları olmadan, yalnızca doğruları duymak isteyen, yalnızca hakikatin peşinde bir kulaktan daha güzel hangi kulak olabilirdi?