Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günün karanlık kısmı sanki hep bize aitmiş gibi hissetmiştik en başından beri... Gündüzü değil, geceyi sevmiştik. Aydınlığı değil, karanlığı sevmiştik. Çünkü karanlığımız olmasaydı ışıklarımız da olmazdı. Çünkü gece olmasaydı ay da olmazdı. Belki de bu noktada kaybettiğimiz tek şey bu karanlığın ortasında bize yol gösterecek bir aydı...
"Nasıl bir bebektim?" diye sordum heyecanla.
"Hiç ağlamazdın... Hep benim işaretparmağımı tutardın... Hatta benim işaretparmağımı tutmadan uyumazdın. Sanki tüm o kaosun içinde o zamanlar bile anlamışsın seni korumak için her şeyi yapabileceğimi, parmağımı tuttuğum an güvende olacağını biliyormuşsun sanki..."
Bir zamanlar her günüme hayatımın en kötü günü derken, bu aralar her günüme hayatımın en güzel günü diyordum... Hayat buydu işte, zıtlıkların uyumunun oluşturduğu bir bütündü... Bir gün ölüp bir gün doğmaktı, bir gün ağlayıp bir gün gülmekti. O yüzden tam şu an ağlıyorsan bil ki, belki yarın güleceksin... Hayatın senden ne alacağı ve ve ne vereceği hiçbir zaman belli değil. O yüzden sevdiğin her şeye ve herkese sıkı sıkı tutun. Sevmediğin, korktuğun, seni mutsuz eden her şeyi de bırak artık. Onları tutan sensin... Sen bırak ki hayatın onları senden alıp götürmek için acele etsin...