Büşra

“Eczanenin kötüsü olduğu gibi, edebiyatın da kötüsü vardır. Ama güzel sanatların ne önemli dalını bütün olarak kötülemek, Galilei’nin hapsedildiği şu yüz kızartıcı zamana yaraşır bir avanaklık gibi, köhne bir görüş gibi geliyor bana.”
Sayfa 191·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ona göre tiyatro, boş inançları taşlar; eğlence maskesi altında erdemi öğretirdi.
Sayfa 191·Kitabı okudu
“Birgün çıkar karşımıza.” diyordu. Birgün aniden, tam umudumuzu kestiğimiz sırada. O zaman ufuklar aralanır; ‘İşte!’ diye bağıran bir ses gibidir. Bir kimseye hayatınızın sırlarını dökmek, ona her şeyi vermek, onun için her şeyi feda etmek ihtiyacı duyarsınız! İçinizdekileri anlatmazsınız birbirinize, anlatmadan seziverirsiniz. Hayallerde görüşmüşsünüzdür. Kısacası şuracıktadır, o kadar aranmış olan hazine şuracıkta, önünüzdedir; parlar, kıvılcımlar saçar. Ama, yine de hala şüphe eder insan, inanmaktan çekinir; gözleri kamaşıp kalır, karanlıklardan ışığa çıkar gibi...”
Sayfa 125·Kitabı okudu
Hiç değilse erkek özgürdür, tutkularını gerçekleştirebilir, ülkeleri dolaşabilir, engelleri aşabilir, en uzak mutlulukları dalından koparabilir. Ama kadın durmadan engellenir. Hem hareketsiz hem esnektir, yasanın bağları da, bedenin güçsüzlüğü de ona karşıdır. Kadının iradesi, şapkasının ince bir iple tutturulmuş tülü gibi, her yelde çırpınır; her zaman sürükleyen bir arzu, engel olan bir kural vardır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
“Benim de bir dinim var.” diye karşılık verdi eczacı, “ kendi dinim var, hatta ben onlardan daha dindarım, benim dinimde onların o gülünç törenleri ve hokkabazlıkları yoktur! Ama tanrıya taparım! Yüce varlığa, yurttaşlık ve babalık görevlerimizi yerine getirmemiz için bizi dünyaya getiren bir yaratıcıya inanırım; nedir, nasıldır, bunun önemi yok! Ama kiliseye gitmeye, gümüş tepsiler öpmeye, bizden daha iyi beslenen bir sürü yaltakçının sırtını kalınlaştırmaya gelince, ben bunda yokum! Çünkü insan, tanrısına saygısını bir koruda, bir tarlada, hatta eskisi gibi, gökyüzünü seyredere de sunabilir. Benim tanrım, Sokrates’in, Franklin’in, Voltair’in, Berange’nin tanrısıdır! Ben “Savua papazının amentüsü”nden ve 89’un ölümsüz ilkelerinden yanayım! Bastonu elinde, çiçek bahçesinde dolaşan bir tanrı adamının, dostlarını balinaların karnına yerleştirmesini, bir çığlık koparım ölmesini, üç gün sonra da dirilmesini kabul edemem: baştan sonra saçma, üstelik bütün fizik kurallarına da aykırı şeyler bunlar; bu da bize papazların yüz kızartıcı bir bilgisizlik içinde çürüdüklerini gösterir. İşin kötüsü, kendileriyle birlikte halkı da bu bilgisizliğe batırmak istiyorlar.”
Sayfa 69·Kitabı okudu