Büşra

Biz üç kişiydik. Annem, orospu Jüli ve ben. Üçümüzün hayatı da yokuş aşağı yuvarlanıyordu. Elimize ne geçse tutmaya çalışıyorduk. Hayata tutunmaktan anladığımız buydu. Hayatta kalalım bize yeter. Müthiş incindiğimizi kimseler anlamasın diye sert görünmeye çalışıyorduk. Acayip hüzünlü olduğumuz sezilmesi diye neşeli davranıyorduk. Zayıflığımızın kokusunu almasınlar diye kabalaşıyorduk. Acı çektiğimiz duyulmasın diye insan içinde ağlamıyor, sade dizi izlerken ağlıyorduk. Ama hayatta kalmakta zorluk çektiğimiz apaçık ortadaydı. Gizleyemiyorduk.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Reklam
Kendimi uçurtmayı vurmasınlar’ın göbek atma sahnesinde gibi hissediyorum. Hep birilerinin hapishanesindeyim. Önce babamın, sonra Doğan’ın, şimdi annemin… Kendi kendilerine o hapishanede kalmak istediler. Ama yalnız başlarına değil. ‘Sen de burada kal’, dediler. ‘Olur’, dedim. Çünkü olur demek ‘seni seviyorum’ demenin bir başka yolu sanki. Otuz yaşındayım ve sebepsiz yattığım cezamın bitmesini bekliyorum.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Kımıldamak için başkasının kolunu, bacağını isteyenler, bu kadar sakat olanlar, ölünceye kadar yaşamakta ısrar etmemeliydiler, intihar böyle insanlar içindi.
Sayfa 369·Kitabı okudu
Adnan: “Hükümet kuvvetinin karşısında sarığın lafı mı olur hocam? Bin softayı bir jandarma önüne katar.” Hoca: “Yanılıyorsun: Hükümet kuvvet değildir; vasıtadır. Bir memlekette asıl kuvvet, bir fikri temsil edenlerdir. Başka memleketlerde sahici ‘fikir’ zümreleri var. Bizim memlekette hakiki ‘fikir’ yok; bizde üç yüz seneden beri ‘fikir’ diye tek bir şey var: Taassup!
Sayfa 343·Kitabı okudu
Feminist özgürleşmeye dair tek gerçek umut, sınıf elitizmini karşısına alan bir toplumsal değişim vizyonundadır. Batılı kadınların sınıfsal güç kazanmasının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin büyümesinin arkasındaki neden, küresel beyaz üstünlükçü ataerkinin üçüncü dünya ülkelerinden kadın kitlelerini köleleştirmesi ve/veya kendisine tabi kılmasıdır.
Reklam