Sinem Sal

Sinem Sal

Yazar
8.1/10
55 Kişi
·
143
Okunma
·
48
Beğeni
·
4.752
Gösterim
Adı:
Sinem Sal
Unvan:
Türk Yazar-Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 19 Eylül 1987
19 Eylül 1987'de, ki yılıyla ilgili çeşitli söylentiler var; ailede iç savaşın olduğu yıllarmış doğumu fark edilmemiş, İstanbul'da hayata başladı.

2010'da Lakuna, 2012'de Anekta ve 2014'te Yine de Âmin kitaplarını Dünya'ya postaladı. Afili Filintalar ve Ot Dergi'de yazıyor.

Şiirlerinde ve hikâyelerinde olmayacak işlerin, ütopyanın, ironinin, kalbe varmanın türlü yollarıyla muhatap. Kadıköy'ün sokak çaycılarında kâinata dair büyük bir ipucu bulduğu gün şükredecek.
Herkesin bir hikâyesi vardır.
Ama herkesin bir anlatıcısı yoktur.
Sinem Sal
Sayfa 81 - April Yayınları
"Kitaplar önemlidir. Birine bir kitabı hediye ederken de dikkatli olmalıdır insan. İçinde en mahrem yanların vardır. Altını çizdiğin satırlar, not aldığın dizeler... Kitaplar, önemlidir. Yaşayacağın evi seçemezsin belki, ama okuyacağın kitabı sen seçersin. Yani... Kitaplar önemlidir. Okunmuş kitap hediye etmek mühimdir. Altını çizdiğiniz yerler, size dair açıklar verir, gol yiyeceğiniz yerleri işaret eder. Mahremdir. Bilinen odur ki biri size okuduğu kitabı hediye ediyorsa, ona ateş edilmemelidir. Şüphesiz ki o kişi size kendisini açmıştır. "
Sinem Sal
Sayfa 177
Sevdiğiniz biri ölmüşse, geriye kalanları haddinden daha fazla sevmeye başlıyorsunuz.
Sinem Sal
Sayfa 34
Sinem Sal, küçük yaşlardan itibaren ölümü anlamlandırmaya çalışan bir insan. Bu yüzden öyķülerindeki işlediği ölüm teması birçok yazardan daha çok tüyleri diken diken ediyor. Ölümü anlatmadan evvel anlıyor. Hakkında çok eleştiri duymuş olsam da okumaktan ilginc derecede keyif alıyorum. Dank, titizlikle okunacak, hikayenin sonunda ne olacak dedirten bir kitap. Tavsiye edilir.
Dank, uzun anlatılsa muhteşem romanlar olacak kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Kitabı okurken birçok alıntı ve metafor göz kırpıyor insana, dikkatli okumak gerek fark edebilmek için.. Yazarın zeki ve pesimist dili her hikayeye biraz da korku öğesi yüklemiş. Benzetmeler, söz oyunları '' başkası akıl edemezdi bunu''dedirtecek türden orijinal ve akıllıca. Bence Dank, kimselere benzemeyen bir kitap.
Sinem Sal gerçek hayatında da bu kadar agrasif olabilir mi diye düşündüm ben açıkçası. şaka şaka.. Gayet agrasif ve gergin öykülerin bulunduğu bir kitaptı. Bana göre yani.. Seveni mutlaka olacaktır, ama bana hitap etmedi. Konu yelpazesi çok geniş.. Karakterleri farklı fakat beni çekmedi bu kitap.
Dikkat kafanıza "dank " edebilir.
Kitap 13 hikayeden oluşuyor. Aforizmalı, marjinal, orjinal. Anlatım tarzını sevdim, gayet başarılı, sürükleyici . Şiddet, nefret, ölüm temaları ön planda . Hikayedeki ölümler karakterleri anlamlandırıyor.
" Tanrı için nelerden vazgeçtiğini bilmelisin. Günah işlememek gibi ezbere bir yöntemden ziyade. Tüm günahları işle ve işte o zaman hepsinden vazgeç. Gerçekten kendini adamak budur. Yoksa hiç sevişmeden onun nasıl bir zevk olduğunu bilmeden, kötülüğe bulaşmadan, alkol kullanmadan bunlardan vazgeçmek, vazgeçmek değildir. Hiç sevmediğin birini unutmaya çalışmak gibidir."
'Bizim için yalnız şunu diyebilirdim
İki farklı dilde
Aynı anlama gelseydik
Keşke.'

Kim ne derse desin kadın şairlerin üslubunda farklı bir tat var. Bunu erkek şairlerde yakalayamıyorum. Naiflik mi merhamet mi acının derini mi bilemiyorum ama tıpkı Didem Madak gibi bu şair de içime işledi. Kullandığı kelimelerin o mısrada ne işi var diyorsun ama bütününe bakınca nokta atışı. Özetle çok farklı, içten ve acı.
O kadar çok yerin altını çizdim ki okurken... Durup düşündürttü, düşündürtüp durdurdu.
Sinem sal , her öykü de ' dank ' dedirtti. İsmiyle okutan kitap :)
Ölümü bir o kadar tanıyıp, bir o kadar yabancı olmak bu duyguya. Ölüm üzerine yazılmış okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesiydi. Ölüm, ucu açık dikenli bı konudur insanlar konuşurken bunun üzerine çekinirler. Sonuçta kimse ben öldüm de bunu anlatıyorum diyemez, ruhen öldüğünü iddia edenler hariç. Bu kitabı okurken ölüme kafa tutan bir kadın tanıdım. Bir o kadar baş kaldıran. Yinede ölümden umutlu. Sinem Sal'ın bu kitabı yazarken neler hissettiğini düşündürdü bana. Bir kadının korkusuzca ölümle uğraşması nedendir? Nedenini bilmem ama bu kadın benim kafamda çok şey "dank" ettirdi. Bu devirde insanın kafasına bir şeylerin dank etmesi kolay değil. Teşekkürler Sinem Sal.
Çok fazla öykü kültürü olan bir insan değilim. Belki bundan belki de kitapta cidden bulunan kendine haslıktandır böyle hissedişim.
Acımasız ve şok edici birçok hikaye, kara bir mizah belki, bolca da metafor. Ters köşeler ve tersten bakışlar çok hoşuma gitti. Yazarın zekasının fark edilebildiği kitaplardandı bence.
Arada bir kendimi Black Mirror'dan bir bölüm izliyor gibi de hissetmedim değil :)
İlk Sinem Sal kitabım ve son olmayacağı da belli oldu.
Bazı öyküler çok yavaş ilerlese de hayal gücüne hayran kaldığım bir yazar. Betimlemelerini, günümüzün popüler kültürüne göndermelerini çok beğendim. Ben okurken eğlendim, sizin de keyif alacağınızı umuyorum.
13 öyküden oluşan kitapta, ölüm teması çokça işlenmiş. Yazım dili basit olmasına rağmen zor ilerleyen bir kitaptı. Bir kaç gün sonra hatırlamak istediğimde ilk öyküleri neredeyse unutmuştum. Maalesef öyküler zihnimde yer etmemişti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sinem Sal
Unvan:
Türk Yazar-Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 19 Eylül 1987
19 Eylül 1987'de, ki yılıyla ilgili çeşitli söylentiler var; ailede iç savaşın olduğu yıllarmış doğumu fark edilmemiş, İstanbul'da hayata başladı.

2010'da Lakuna, 2012'de Anekta ve 2014'te Yine de Âmin kitaplarını Dünya'ya postaladı. Afili Filintalar ve Ot Dergi'de yazıyor.

Şiirlerinde ve hikâyelerinde olmayacak işlerin, ütopyanın, ironinin, kalbe varmanın türlü yollarıyla muhatap. Kadıköy'ün sokak çaycılarında kâinata dair büyük bir ipucu bulduğu gün şükredecek.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 143 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları