Adı:
Dank
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
219
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Ben Deli Derviş! Bir tekkede oturuyorum. Bir gün biri gelirse, kendime inanacağım. Herkesin bir hikâyesi vardır. Ama herkesin bir anlatıcısı yoktur.

Süper olmayan süper kahramanlar, tekkesini terk eden dervişler, bir yıldız tohumunun peşinde ellerini kana bulayanlar, sarı bir tablo için yokuş yukarı koşmasını öğrenenler, tüm şehri etkisi altına alan hissizlik hastalığıyla savaşanlar,yastıklarının altına mayın döşeyen aileler,gizli teşkilatlar, patlayan silahlar, patlamayan silahlar, cenaze evleri, mezarlıklar, yiv, set, dank!

Sinem Sal hiçbir yerde yayımlanmamış öyküleriyle karşınızda.
Şimdi elinizdeki uyku haplarını yavaşça komodinin üstüne bırakın!

Merkeze girerken kardeşime el sallamıştım. Hastaları düzene sokuyordu. Henüz Toza Soranlar ekibine katılmamıştı. Ona ve hastalara baktım. Bakmaya ihtiyacım vardı. Etrafımdaki her şey o kadar hareket ediyordu ki benim hiç kıpırdamadan anlamaya ihtiyacım vardı. Anladığımda bir şey hissetmeye ihtiyacım vardı. Bu halime alışmamaya ihtiyacım vardı. Bu çağa Hissizlik Çağı dediler, ama bence bu çağ Hırıltı Çağı. Hepimizin içinden bir ses geliyor, yaşadığına dair. Anlamı yok. Bu çağ, kesinlikle Hırıltı Çağı...
Sinem Sal, küçük yaşlardan itibaren ölümü anlamlandırmaya çalışan bir insan. Bu yüzden öyķülerindeki işlediği ölüm teması birçok yazardan daha çok tüyleri diken diken ediyor. Ölümü anlatmadan evvel anlıyor. Hakkında çok eleştiri duymuş olsam da okumaktan ilginc derecede keyif alıyorum. Dank, titizlikle okunacak, hikayenin sonunda ne olacak dedirten bir kitap. Tavsiye edilir.
Dank, uzun anlatılsa muhteşem romanlar olacak kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Kitabı okurken birçok alıntı ve metafor göz kırpıyor insana, dikkatli okumak gerek fark edebilmek için.. Yazarın zeki ve pesimist dili her hikayeye biraz da korku öğesi yüklemiş. Benzetmeler, söz oyunları '' başkası akıl edemezdi bunu''dedirtecek türden orijinal ve akıllıca. Bence Dank, kimselere benzemeyen bir kitap.
Sinem Sal gerçek hayatında da bu kadar agrasif olabilir mi diye düşündüm ben açıkçası. şaka şaka.. Gayet agrasif ve gergin öykülerin bulunduğu bir kitaptı. Bana göre yani.. Seveni mutlaka olacaktır, ama bana hitap etmedi. Konu yelpazesi çok geniş.. Karakterleri farklı fakat beni çekmedi bu kitap.
Dikkat kafanıza "dank " edebilir.
Kitap 13 hikayeden oluşuyor. Aforizmalı, marjinal, orjinal. Anlatım tarzını sevdim, gayet başarılı, sürükleyici . Şiddet, nefret, ölüm temaları ön planda . Hikayedeki ölümler karakterleri anlamlandırıyor.
" Tanrı için nelerden vazgeçtiğini bilmelisin. Günah işlememek gibi ezbere bir yöntemden ziyade. Tüm günahları işle ve işte o zaman hepsinden vazgeç. Gerçekten kendini adamak budur. Yoksa hiç sevişmeden onun nasıl bir zevk olduğunu bilmeden, kötülüğe bulaşmadan, alkol kullanmadan bunlardan vazgeçmek, vazgeçmek değildir. Hiç sevmediğin birini unutmaya çalışmak gibidir."
O kadar çok yerin altını çizdim ki okurken... Durup düşündürttü, düşündürtüp durdurdu.
Sinem sal , her öykü de ' dank ' dedirtti. İsmiyle okutan kitap :)
Ölümü bir o kadar tanıyıp, bir o kadar yabancı olmak bu duyguya. Ölüm üzerine yazılmış okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesiydi. Ölüm, ucu açık dikenli bı konudur insanlar konuşurken bunun üzerine çekinirler. Sonuçta kimse ben öldüm de bunu anlatıyorum diyemez, ruhen öldüğünü iddia edenler hariç. Bu kitabı okurken ölüme kafa tutan bir kadın tanıdım. Bir o kadar baş kaldıran. Yinede ölümden umutlu. Sinem Sal'ın bu kitabı yazarken neler hissettiğini düşündürdü bana. Bir kadının korkusuzca ölümle uğraşması nedendir? Nedenini bilmem ama bu kadın benim kafamda çok şey "dank" ettirdi. Bu devirde insanın kafasına bir şeylerin dank etmesi kolay değil. Teşekkürler Sinem Sal.
Çok fazla öykü kültürü olan bir insan değilim. Belki bundan belki de kitapta cidden bulunan kendine haslıktandır böyle hissedişim.
Acımasız ve şok edici birçok hikaye, kara bir mizah belki, bolca da metafor. Ters köşeler ve tersten bakışlar çok hoşuma gitti. Yazarın zekasının fark edilebildiği kitaplardandı bence.
Arada bir kendimi Black Mirror'dan bir bölüm izliyor gibi de hissetmedim değil :)
İlk Sinem Sal kitabım ve son olmayacağı da belli oldu.
Bazı öyküler çok yavaş ilerlese de hayal gücüne hayran kaldığım bir yazar. Betimlemelerini, günümüzün popüler kültürüne göndermelerini çok beğendim. Ben okurken eğlendim, sizin de keyif alacağınızı umuyorum.
13 öyküden oluşan kitapta, ölüm teması çokça işlenmiş. Yazım dili basit olmasına rağmen zor ilerleyen bir kitaptı. Bir kaç gün sonra hatırlamak istediğimde ilk öyküleri neredeyse unutmuştum. Maalesef öyküler zihnimde yer etmemişti.
Birkaç hikayeyi sevdim ama sonrasında konular beni pek çekmedi. Ama bu Sinem Sal'ın iyi bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez. Belki sonrasında başka bir kafayla tekrar okunabilir.
Herkesin bir hikâyesi vardır.
Ama herkesin bir anlatıcısı yoktur.
Sinem Sal
Sayfa 81 - April Yayınları
"Kitaplar önemlidir. Birine bir kitabı hediye ederken de dikkatli olmalıdır insan. İçinde en mahrem yanların vardır. Altını çizdiğin satırlar, not aldığın dizeler... Kitaplar, önemlidir. Yaşayacağın evi seçemezsin belki, ama okuyacağın kitabı sen seçersin. Yani... Kitaplar önemlidir. Okunmuş kitap hediye etmek mühimdir. Altını çizdiğiniz yerler, size dair açıklar verir, gol yiyeceğiniz yerleri işaret eder. Mahremdir. Bilinen odur ki biri size okuduğu kitabı hediye ediyorsa, ona ateş edilmemelidir. Şüphesiz ki o kişi size kendisini açmıştır. "
Sinem Sal
Sayfa 177
İnsan, bir şeyi haddinden fazla sevince, korkmasına rağmen sevmeye devam ediyordu.
Sinem Sal
Sayfa 37
Sevdiğiniz biri ölmüşse, geriye kalanları haddinden daha fazla sevmeye başlıyorsunuz.
Sinem Sal
Sayfa 34
Ben hiç bir şeyi unutmuyorum. Bu yüzden kimseyi ozlemiyorum. Insan sokaklarını bilmediği sehirde acı çekmez gibi gelirdi bana hep..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dank
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
219
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Ben Deli Derviş! Bir tekkede oturuyorum. Bir gün biri gelirse, kendime inanacağım. Herkesin bir hikâyesi vardır. Ama herkesin bir anlatıcısı yoktur.

Süper olmayan süper kahramanlar, tekkesini terk eden dervişler, bir yıldız tohumunun peşinde ellerini kana bulayanlar, sarı bir tablo için yokuş yukarı koşmasını öğrenenler, tüm şehri etkisi altına alan hissizlik hastalığıyla savaşanlar,yastıklarının altına mayın döşeyen aileler,gizli teşkilatlar, patlayan silahlar, patlamayan silahlar, cenaze evleri, mezarlıklar, yiv, set, dank!

Sinem Sal hiçbir yerde yayımlanmamış öyküleriyle karşınızda.
Şimdi elinizdeki uyku haplarını yavaşça komodinin üstüne bırakın!

Merkeze girerken kardeşime el sallamıştım. Hastaları düzene sokuyordu. Henüz Toza Soranlar ekibine katılmamıştı. Ona ve hastalara baktım. Bakmaya ihtiyacım vardı. Etrafımdaki her şey o kadar hareket ediyordu ki benim hiç kıpırdamadan anlamaya ihtiyacım vardı. Anladığımda bir şey hissetmeye ihtiyacım vardı. Bu halime alışmamaya ihtiyacım vardı. Bu çağa Hissizlik Çağı dediler, ama bence bu çağ Hırıltı Çağı. Hepimizin içinden bir ses geliyor, yaşadığına dair. Anlamı yok. Bu çağ, kesinlikle Hırıltı Çağı...

Kitabı okuyanlar 78 okur

  • Fatih
  • Éomer
  • HE
  • Zeynep Balkaya
  • Hikmet Moda
  • Gülser özen
  • HA
  • Nur Efşan Ünal
  • Leylacb
  • Sezin Topuz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%30.8
25-34 Yaş
%42.3
35-44 Yaş
%7.7
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.1
Erkek
%16.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.4 (7)
9
%21.1 (8)
8
%23.7 (9)
7
%15.8 (6)
6
%13.2 (5)
5
%5.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%2.6 (1)
1
%0