O halde, saygı mevcut olan her şeyi tam olduğu gibi kabul etmektir, bizim istediğimiz haliyle değil. Saygı kelimesinin bir anlamı aşağı yukarı budur.
Artık büründüğünüz kişilik olma zorunluluğu kalmayınca, tamamen özgürleştiğinizi bileceksiniz. Bu derin bir özgürlük, gerçek siz olma özgürlüğü ve kendinize verebileceğiniz en büyük armağan.
Yeryüzünde kendini aynı hata için binlerce kez cezalandıran, başkalarına da aynı hata için yine binlerce kez ceza veren tek hayvan insandır. Kendi kafamızın içinde adalet yokken dünyanın geri kalanındaki adaletsizlikten nasıl söz edebiliriz ki? Tüm evreni yöneten adalettir ama biz sanatçıların yarattığı adaletin çarpıtılmış hali değil, gerçek adalet. Gerçek adalet benim etki-tepki dediğim şeyle yüzleşmektir. Sebep-sonuç ilişkileri dünyasında yaşıyoruz. Her etkiye [eylem] karşılık bir tepki vardır. Hakiki adalet, yaptığımız her hatanın bedelini tek bir kez ödemektir. Peki, biz her hatanın bedelini kaç kez ödüyoruz? Besbelli, adalet bu değil.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, insanlardan her türlü görüş ve hikaye dinlersiniz. Hayatta ne yapmanız gerektiğini size anlatmaya can atan müthiş masalcılara rastlarsınız. "Şunu yapmalısın, bunu yapmalısın, şöyle böyle yapmalısın." Onlara inanmayın. Kuşkucu olun ama dinlemeyi bilin sonra da seçiminizi yapın. Hayatla yaptığınız her seçimden sorumlu olun. Hayat sizin; başkasının değil ve onunla ne yapacağınız hiç kimseyi ilgilendirmez.