Büşra.

10/10
·184 syf.··
2020 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2020 00:33
Şeker Portakalı’nı hala okumayan var mıdır bilmiyorum. Eğer kitabı okumamış olan var ise en başında söylüyorum okuma listenizin başına ekleyeceğiniz bir kitap zaman kaybetmeden okuyun. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Zezé’nin yaşamını okuyoruz. O kadar masum ve o kadar akıllı ki Zezé, kitabı okurken sanki Zezé’nin yanıbaşındaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Akıllı olduğu kadar da kurnaz ve yaramaz tabii ki. Ailesi ve komşuları tarafından sürekli azarlanan dayak yiyen bir çocuk. Onun dayak yediği anlarda satırları okurken sanki o acıyı ben hissediyordum. Kitabın içine girip ona karşı el uzatan herkesin elini tutmak istedim. Yüzlerce hatta binlerce, on binlerce övgü almış, beğenilmiş bir kitap hakkında diğerlerinden farklı olarak ne söyleyebilirim hiç bilmiyorum. Kitabı bitirdiğimde gözlerim dolmuş bir şekilde boş boş etrafa baktım sadece. Zezé’nin yaşadıklarını okurken etkilenmemek elde değil. Böyle bir çocuğun düşüncelerini okuyabilmek, bakış açısından bakmaya çalışmak, dünyasını algılayabilmek için çabalamak muhteşem bir şey. Ah Zezé; 5 yaşındaki dünyana neler sığdırdın? Senin için nasıl görünüyordu yaşamak, nasıl bir şeydi sevmek, ne kadar heyecan vericiydi noel hediyesi alabilmek, ne kadar huzur vericiydi hiç dayak yemeden uyuyabilmek, ne umut vericiydi hayallerin...
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·280 syf.··
2020 8. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2020 01:00
Bir mektupta Wilde, karakterlerin kendisini yansıttığını belirtmiştir. "Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim: Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri: Dorian -belki başka yaşlarda- olmak istediğim." Bu kitap ve yazar hakkında söyleyecek o kadar çok şeyim var ki baştan belirtmeliyim biraz uzun bir yazı olabilir. Bazı kitaplar için yazarın hayatı bilindiği takdirde kitabın çok daha fazla anlam kazandığını düşünüyorum. Ve bence Dorian Gray'in Portresi kesinlikle bu kitaplardan. Kitabı okumadan önce mutlaka yazarın hayatını ve kitabın basım sürecini sansürlenme olaylarını ve dönemin düşünce yapısını araştırmanızı, okumanızı tavsiye ederim. Önce yazar hakkında biraz bilgi verip daha sonra kitabın konusuna ve kendi düşüncelerime geçmek istiyorum. Çünkü arka planda önemli bir hikayesi ve yazıldığı dönem için çok önemli fikirlere temsilci olmuş bir kitaptan bahsediyoruz; Dorian Grayi'in Portresi - Oscar Wilde Gizli eşcinsel olarak ikili bir hayat yaşamak zorunda kalan Wilde oldukça zor günler geçirdiğinden bahsediliyor. 1895 yılında "uygunsuz ilişki" suçu işlediği için iki yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış olan bir yazar, çoğu okuyucusuna göre ise Victoria Çağı'nın cinsel ahlak anlayışının bir kurbanıdır. Eşinden ayrılan Wilde hapse girdikten sonra iki oğlunu da bir daha hiç görmüyor. Hatta anneleri gibi onlarda soyadlarını değiştirerek 'Holland' soyadını alıyorlar. Wilde ünlü bir oyun yazarı ve romancı olarak tanınmadan önce, "estetikçilik"in ya da "sanat için sanat" tutkusunun en başta gelen sözcülerinden biriydi. Dorian Gray'in Portresi 1890 yılında Lippincott's Monthly dergisinde yayınlanıyor. Dorian Gray'in Portresi'nin ilk sansürü bu yayımlanmasında yapılıyor ve kitaptan 500 kelime atılıyor. Daha sonra kitap birkaç kez daha yazar tarafından sansürleniyor.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201999,3bin okunma
10/10
·80 syf.··
2020 7. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2020 22:07
Hafif zırhlı süvari alayında Avusturyalı yedek üsteğmene ait bir anıyı okuyoruz bu kitapta. Uzun bir öykü türünde. Kitabın adı aslında tam olarak konumuz. Olağanüstü bir gecede yeniden doğuş, kendini bulma hikayesi. Zengin, gündelik hayatı burjuva rutininden ibaret olan üsteğmenimiz o gün ne için çıktığını bile bilmeden evden çıkmış, karşısına çıkan ilk faytonu çevirmiş ve faytoncunun "Yarışlara, öyle değil mi saygıdeğer baron?" sorusu üzerine aslında o gün için unutmuş olduğu, tüm Viyana sosyetesinin buluştuğu at yarışında kendini buluyor. O gün, farkında olmadan kendini bir suç işlerken buluyor ve o andan itibaren hayatı bambaşka bir yöne evriliyor. Bu suç işleme duygusu ve yaşadığı heyecan ona farklı şeyler hissettirmeye başlamıştı. Eve döneceği vakit artık sabah çıktığı evde yaşayan adamla aynı kişi olmadığını fark etti, insanların arasına karışmak ve durgunluğunun nedenini anlamak istemişti. Karşılaştığı insanlar sanki ondan uzaklaşıyor gibiydi. Birilerine yaklaşmak, konuşmak istiyordu, gecenin sonuna doğru ilk kez birinin dikkatini çekmişti. Ancak durum sandığından biraz farklıydı. Karşılaştığı olaylar zincirinde kendi benliğini bularak adeta yeniden doğuyordu olağanüstü bir gecede... Bu kitap hakkında söyleyebilecek o kadar çok şeyim var ki.. Hayatında olağanüstü bir gece yaşayabilen insanların her zaman çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Diyor ya hani "Bir kez kendini bulan birinin bu dünyada artık kaybedecek bir şeyi yoktur." Doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen süre içinde sürekli bir arayış içindeyiz. Kendimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi... Sürekli aslında kim olduğumuzu, neden var olduğumuzu sorgularız. Bu sorular karşısında insan cevap verebildiği takdirde artık bambaşka bir yola giriyor. Gerçek kimliğimizi, gerçek duygularımızı bulabildiğimizde hayattan
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Can Yayınları · 2019171,9bin okunma
7/10
·144 syf.··
2020 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 01:10
Ortak bir düşman uğruna birlik olmak gerçekten mümkün mü? Yoksa otorite, kendi halkın da dahil her şeyi feda etmeye değer mi? Kitapta iki büyük halk arasında çatışmaları anlatıyor. Alterralılar ve Tevarlılar. Gezegenin yabancıları ve ötekileri olan Alterralılar eski güçlerini kaybetmiş, nüfusu gittikçe azalan bir halktır. Tevarlılar ise muhafazakar ve ötekilerden hoşlanmayan, ilerlemeye kapalı bir topluluktur. Güney Göçü başlayıp Gaallar güneye doğru ilerleyince büyük savaş kapıya dayanır. Alterralılar ve Tevarlılar bir araya gelip ortak düşmana karşı savaşacak ya da yaklaşan uzun kışla birlikte felakete sürükleneceklerdir. Yazarın dili çok dikkat çekici geldi bana. Betimlemeleri ve akıcılığı oldukça iyi olmasına rağmen çok ani olay değişikliği benim okurken rahatsız olduğum bir nokta. Bir paragrafta çok hızlı bir şekilde olaylar değişebiliyor. Ancak yalınlık ve akıcılık konusunda hakkı yenemez. Kitapta verilmek istenenlerin de çok net aktarıldığını düşünüyorum. Ötekileşmek, yabancılaşmak, ortak bir amaç doğrultusunda farklılıkların bir araya gelmesi... Bilimkurgu klasikleri içinde elbette mutlaka okunması gerekenler arasındadır.
Sürgün GezegeniUrsula K. Le Guin · İthaki Yayınları · 20164,755 okunma
7/10
·408 syf.··
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2020 12:16
•Newbery Edebiyat Ödülü •Yılın En iyi Kitabı Kirkus Reviews •ALA-ALSC Kitap Ödülü •Midwest Connections Pick Ödülü •Junior Library Özel Seçimi •Kitapçılar Birliği Özel Kitabı •Autumn Kids Bağımsız Yayıncılar Seçkisi Ödüllere boğulmuş beğenileri kazanmış bir kitap; Babamı Beklerken. Uzun zamandır kitaplığımda duran bir kitaptı. Bir dönem okumaya başlamış ama devam edememiştim. İçine girememiştim kitabın, yarım bırakıp kaldırmıştım tekrar rafa. Evde okumadığım kitaplarım azalınca tekrar gözüme ilişti ve tekrar okumaya başladım. Kahramanımız 12 yaşında Abilene adında bir kız. Babası tarafından babasının büyüdüğü Manifest kasabasına gönderiliyor. Kasabada bulunduğu süre içinde babasına ait izler arayan Abilene’ın gizem ve heyecan dolu macerası anlatılıyor. Her ne kadar böyle bir iki cümle ile özetlemiş olsam da çok daha derin bir hikaye. Kitap kendini okutuyor mu, sürükleyici mi? Evet. Ama yorucu olduğunu da düşünüyorum. Yabancı isimlerle çok yorulmuş bir hikaye. Kimin neyin ne olduğunu takip ederken sıkıldım. Hikaye çift zamanda geçiyor. 1936 ve 1918 yıllarını okuyorsunuz. Normalde geçmiş ve geleceğin aynı anda anlatıldığı kitapları sevmiyor olmama rağmen bu anlatım tarzı hoşuma gitti. Bu kitaba dair söylemem gereken şeylerin başında kesinlikle yazarın kaleminin harikalığı geliyor. Mükemmel bir kalemi vardı yazarın. Betimlemelerini ve anlatış tarzını çok sevdim. Kitabın her kelimesini her anını zihnimde çok kolay canlandırabildim. Bunu başarabilen yazarlara hayran oluyorum. Ve Clare Vanderpool kesinlikle onlardan biri oldu. Ama yine de kitabın neden bu kadar ödül ve beğeniye sahip olduğunu pek anlamadım. Kesinlikle güzel bir kitaptı ancak bu kadar beğeni beklentimi yukarı çıkartmıştı. Kitap biraz uzundu ve vasat durağan sayfaları vardı. Genel bütünlüğü ile hikayeyi
Babamı BeklerkenClare Vanderpool · Parodi Yayınları · 2017778 okunma