"Annen seni özledi," diye fisilda-dim. Rüzgâr söğüt ağacını savuruyordu. Bebeğimi kuc ğıma almayı, yanağının yumuşaklığını göğsümde hissetmeyi ne çok isterdim. Hastaneden geldiğim gün göğüslerimin nasıl sütle dolu olduğunu, acıyla sizladıklarını hatırladım. Asla besleyemeyeceğim bir bebek için sütümün olması ne zalimce, diye düşünmüştüm. Mezar taşına baktim. Her yanım, kaybettiğim bebeğim için acı çekiyordu.
Ancak kalbimde, benim de en az onun kadar suçlu olduğumu biliyordum. Ben de ondan uzaklaşmıştım. Kederimin içinde, donmuş kalmış, ondan uzaklaşmistim, kalbimin buzları çözülmeye başladığında da artık çok geçti.
İsmiyle tezat bir kitap olmuş, okurken hiç de iyi hissetmedim. Kitap kişisel gelisimle otobiyografi arası bi noktada kalmış. Ne uzamış ne kisalmis. Bilseydim yazarın hayatını anlattığını okumazdim mesela. Kitabın tek güzel yanı kültürel kuvvetli bir içeriğe sahip olması yani oldukça güzel film müzik önerileri vardı