Benim sevgim gitgide daha tutkulu ve bencil bir sevgiye dönüşüyor, onunki ise gün geçtikçe sönüyor ve bu yüzden uzaklaşıyoruz birbirimizden, diye düşünmeye devam etti Anna. Buna bir çare bulmak olanaksız. Benim her şeyim o ve onun giderek daha fazla kendini bana vermesini istiyorum. Oysa onun gitgide daha fazla istediği şey ise benden uzaklaşmak. İlişkimiz başlamadan önce birbirimize doğru yürüyorduk, sonrasında ise karşı konulmaz bir şekilde farklı yönlere gidiyoruz. Ve bu durumu değiştirmek mümkün değil. Bana anlamsız bir kıskançlığım olduğunu söylüyor; ama doğru değil bu. Ben kıskanç değilim, mutsuzum...
Eğer iyiliğin bir nedeni varsa, o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.
Levin mutluydu, ama aile hayatına girdikten sonra her adımda bunun hayal ettiği şey olmadığını görüyordu. Her adımda gölde bir sandalın süzüle süzüle, mutlu bir şekilde gidişine hayran olan bir adamın bu sandala bindikten sonra hissedebileceği şeyi hissediyordu. Sallanmadan düzgün bir şekilde oturmanın yetmediği, nereye doğru gittiğini bir an bile aklından çıkartmadan ayaklarının altında su olduğunu düşünmek ve kürek çekmek gerektiğini, alışkın olmayan ellerinin kürek çekerken acıdığını, bu işin sadece dışarıdan bakınca kolay olduğunu, yapmaya gelince, çok mutlu edici olsa bile aynı zamanda çok da zor olduğunu görüyordu.