Gece uyuduğumuzda kendimizi kaybediyoruz, aklımız bizden çıkıp başka yerlere gidiyor, kendi bedenimizi bile fark edemez håle giriyoruz -yarı ölü gibi. Sabahları âdeta yeniden diriliyoruz. Ruhumuz bedenimizle âdeta tekrar buluşuyor ve bu buluşma sonrasında yaşama kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Mümin, cemaatle ve imama uyarak namaz kıldığında bile "Tahiyyat” duasını kendi okur. Zira imamın tahiyyatı, cemaatin tahiyyatı yerine geçmez. Çünkü imamın kâinata şahitliğiyle, arkasında namaz kılanın şahitliği birbirinden ayrıdır.
Her kim beni anmaktan yüz çevirirse ona sıkıntılı bir hayat vardır ve onu kıyamet günü kör olarak diriltiriz. O der ki: 'Ey Rabbim! Beni neden kör olarak haşrettin? Halbuki ben daha önce gören biriydim.' Allah buyurur: 'İşte böyle! Ayetlerimiz sana geldiğinde onları unutmuştun, bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!" (Taha, 124-126)
İnsanın hayattaki rolleriyle namaz içindeki rolü birbirini tut- maz. Namaz kıldığı esnada kişi ne anne baba ne patron ne de yöneticidir. Herhangi bir etiketin çatısı altında ya da üniformanın içerisinde değildir. Dünyevî bakımdan büyük imkânlara ve makamlara sahip de olsa namazda herkes sıradanlık ünvanının içerisine yerleşiverir.
Namazı son namazı gibi kılmanın, namazdan sonra dünyaya veda edecekmiş, bir daha geri dönmeyecekmiş gibi düşünerek eda etmenin pek çok faydası üzerinde durulmuştur.