“Allah her şahsı, ancak gücünün yettigi ölçüde mükellef kılar.”
(2:286)
Dolayısıyla emirler ve yasaklar nefislere zor gelen işlerden değildir. Bilakis bunlar ruhların gıdaları, bedenlerin devası ve zararlardan korunaktır. Bu yüzden Allah Azze ve Celle kullarına emrettiklerini rahmetinden ve ihsanından dolayı emretmiştir. Sâ’dî
Ruhun öz kardeşi olan malı bolca vermeye tahammül ederek nefsini alıştıran, ona boyun eğdiren ve şehvetlerine uyma konusunda tamahkarlığı azalan kimseye diğer ibadetlere tahammül etmesi kolay gelir. Kişi ne zaman ibadetleri terk ederse - ki nefislerin yapısında eksiklik söz konusudur -şehvetlere tabi olmada ve değersiz işlere saplanmada tamahkarlığı artar.
Bukaî
“ Fikrin pazarında tek geçerli akçe delildir.” Gerçekten taklit, ilim değildir ve mutlak mukallit olmaya razı olan, mukallidi olacağı konuda kendisini ilme kapatmış kişidir
2:61 “…işte bu hadiseden sonra üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu…” Yahudilerin başına gelen aşağılık ve yoksulluk damgasının manası, onların ümit ve cesareti kaybetmeleri anlamına gelir. Onlar da Allahın kendilerine verdiği nimetlerin kesilmesi ile birlikte özellikle fakirlik ve muhtaçlık gözükmüştür. Çünkü onlar bu nimetlerden sıkılınca onlar için artık yok hükmünde oluvermiştir. Bundan dolayı hırslı olmak onların boyunlarına yazılan bir mizaç haline gelivermiştir. (İbn Âşûr)