Slavoj Žižek fetişin nasıl iş gördüğünü örneklemek için,
karısını göğüs kanseri teşhisi konduktan üç ay sonra kaybeden bir adamdan bahseder. Karısının ölümü adamı hiç etkilememiştir, birlikte geçirdikleri son anlardan sakin sakin bahsedebiliyordur - peki ama nasıl? Soğuk, mesafeli, duygusuz bir canavar mıdır bu adam? Çok geçmeden adamın arkadaşları bir şey fark eder: Merhum karısından bahsederken adam sürekli elinde bir hamster tutuyordur karısının evcil hayvanı olan bu hamster adamın fetişi haline gelmiştir. Bundan birkaç ay sonra hamster ölünce adam kendini kaybeder ve uzun süre hastanede yatmak zorunda kalır.
Zižek bu hikâyeden şu sonucu çıkarır:
Çağımızın ideoloji-sonrası, sinik bir çağ olduğu, hiç kimsenin ideallere inanmadığı iddialarıyla karşılaştığımızda, her türlü inançtan arınmış olduğunu, toplumsal gerçekliği ne ise o olarak kabul ettiğini iddia eden biriyle karşılaştığımızda, şu soruyla yanıt vermemiz gerekir: Peki hamster'ın nerede-gerçekliği "ne ise olarak" kabul etmeni (kabul ediyormuş gibi yapmanı) sağlayan fetiş nerede?