Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
Bir rüya gördüm dün gece
Sürseydi keşke ömrümce
Öyle güzeldi ki her şey, her yer
Yıldızlarla dolu bir yolda
Yürüyorduk senle el ele
Bulutların üstünde bir yerde
Gözlerindeki ışığı
Görmemiştim hiç böylesine
Güneşten bile parlaktı inan
Bir rüya gördüm dün gece
Çiçeklerle dolu her köşe
Bir başka dünyadaydık biz senle
Yıldızlarla dolu bir yolda
Yürüyorduk senle el ele
Bulutların üstünde bir yerde
Hayatımın net bir adı yok. Başarı, yenilgi, doğru, yanlış… Bunların hiçbiri tek başına yetmiyor anlatmaya. Daha çok arada kalmış bir hâl bu. Sürekli yer değiştiren, durduğu yerde kök salamayan bir hâl.
Kapıyı her açışımda içeri sadece ben girmiyorum; yorgunluk da giriyor, şüphe de. Aynı yatağa yatıyorum ama aynı uykuyu uyumuyorum. Tavanlar değişiyor, sessizlik değişiyor, ama içimde dönen sorular hep aynı kalıyor. Üretmeye devam ediyorum çünkü durursam o sorular daha yüksek sesle konuşacak gibi geliyor. O yüzden kendimi işe veriyorum, ritme tutunuyorum. Bu bir disiplin değil belki; daha çok hayatta kalma biçimi.
Para meselesi de sandıkları kadar basit değil. Ne gurur duyulacak bir şey ne de utanılacak. Sadece bir araç. Bazen özgürlük sağlıyor, bazen de üstüne ekstra bir ağırlık ekliyor. İnsan kazandıkça hafifleyeceğini sanıyor ama her şey öyle işlemiyor. Bazı şeyler cebinde değil, kafanda birikiyor. Kimsenin ne kadar kazandığımı bilmemesi hoşuma gidiyor; çünkü ben de tam olarak neyin karşılığını aldığımı bilmiyorum.
İnsanlarla olan mesafem bilinçli ama tamamen isteyerek değil. Yaklaşmayı denedim, açılmayı da. Ama her seferinde bir şeyler yarım kaldı. Ya ben anlatamadım ya karşımdaki duymadı. Zamanla şunu öğrendim: herkes seninle aynı derinlikte duramıyor. O zaman geri çekiliyorsun. Bu bir kibir değil, bir korunma şekli. Yalnızlık bazen daha az yorucu oluyor.
Geceleri düşündüğümde büyük hayaller değil de küçük kırılmalar geliyor aklıma. Söylenmeyen sözler, yanlış anlaşılan cümleler, zamanında sorulmayan sorular. Bunlar insanın peşini bırakmıyor. Ama onlarla yaşamayı öğreniyorsun. Hepsini çözemiyorsun, bazılarını sadece taşıyorsun. Sabah olduğunda yine devam ediyorsun; çünkü başka türlüsü yok.
Beni dışarıdan gören biri kararlı, soğukkanlı, ne yaptığını bilen biri