İnsanlık -ki her zaman telkinlere yenik düşer- hoşgörüye ve adil olana değil, her zaman sadece kendi gerçeklerini mümkün olan tek gerçek, kendi iradelerini dünya kanunlarının temel düsturu olarak ortaya koyma cesaretine sahip büyük sabit fikirlilere biat eder.
Bir halkın, bir diktatörlüğün katı disiplininin ve kuvvetli kolektif ikna kabiliyetinin geçici faydalarının bedelini daima bireylerin kişisel haklarıyla ödediklerinin ve her yeni kanunun muhakkak eski bir özgürlüğe mal olduğunu anlaması genellikle biraz zaman alır.