Devletlerin kuvvet ve zaafı, milletlerin ilerleme ve yozlaşması, yalnızca devlet adamlarının yönetim kabiliyetinden veya beceriksizliğinden kaynaklanmaz. Devlet adamları iyi veya kötü, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdır. Onlar milli ruhun birer kopyasıdır. Onlar halkın içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa devlet adamları da onun gibidir. İşte, bundan dolayıdır ki, eskiden beri;
"Her millet layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur." denilmiştir
“Gerçekten de, kahraman büyük insandır; şimşektir. Ancak halk kitleleri de balçık yığını ya da kuru ot tınazları değildir. Onlar, şimşeği meydana getiren bulutlardır
Hakiki manasıyla insan denilen yaratık canlı bir mum değil midir? Eğer bu mum yanmaz ve etrafını aydınlatmazsa, insan hayatının kıymeti nedir? Bilmiyor musunuz ki, Rusya'da hâlâ yanmayan yüz milyon mum vardır.
Az öğretimli küçük okul, bir kibrit çöpüne benzer; ışığı birkaç saniye devam eder; yanınca etrafında ancak birkaç metrelik yer aydınlatır. Milletin kafasındaki karanlığı yırtmak için, deniz feneri kadar ışık saçan fenerler, projektörler lazımdır. İşte ben, bu kararımla, doğduğum ve büyüdüğüm köyde böyle büyük bir bilgi ışığı olmak istiyorum.