İnsanın dört ana düşmanı vardır:
Birincisi ve en tehlikelisi nefistir. İnsanı, başka şeyleri güzel göstererek Kur’ân’ın emrinden çekmeye çalışır; ondan korunmak lazımdır.
İkincisi, nefis hesabına olan dünyadır. Dünyanın Allâhu Teâlâ’ya ve âhirete bakan vechi güzeldir; Cenâb-ı Hakk’ın esmâsına ayine ve âhiretin tarlasıdır. Bununla beraber, nefsin arzularına hizmet eden yüzü bir şer perdesidir.
Dünya, bunun için kurulmuştur; bizler bu âleme ibadet için geldik. Ne var ki nefsin hilesiyle insan, dünya hayatının sadece nefsine bakan yüzüne aldanıp Allah’a bakan vechini görmemeye ve âhireti unutmaya meyl eder. İşte bu noktada dünya, insanın en büyük düşmanı hâline gelir; istiâze edilmesi gereken bir perde olur.
İnsanın kemalât yolundaki üçüncü düşmanı; insî şeytanlardır ki buna “sû-i karîn” yani kötü arkadaşlar da denir.
Dördüncü ise cinnî şeytanlardır. Bunlar vesvese ile kalbe giren, hakikati perdeleyen ve insanı Allah’a itaatten alıkoymaya çalışan görünmez düşmanlardır.