İşte bundan dolayı Kur'an-ı Kerim, ehl-i kitabın şirk içinde olduklarına hükmetmiş ve onlara "müşrikler" adını vermiştir. Çünkü onlar haham ve rahiplerine kanun koyma hakkı tanımışlardır ve onlara helal ve haram kıldıkları konularda itaat etmişlerdir. Kur'an-ı Kerim, bunu Meryem oğlu Mesih'e ibadet etme ile bir tutmuştur.
Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:
"(Yahudiler) Allah (c.c.)'ı bırakıp hahamlarını; (Hristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih 'i rab edindiler. Oysa bunlar da ancak, bir olan Allah (c. c.)'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O ,onların ortak koştukları her şeyden münezzehtir." (Tevbe31)
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bu âyeti, cahiliye döneminde Hristiyan olan Adiyy b. Hatem'e açıklamıştır. O, Müslüman olup Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'ın yanına geldiğinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ona bu âyeti okumuştur. Adiyy şöyle diyor: Dedim ki: "Onlar onlara ibadet etmedi ki!” Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), "Hayır, onların helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını da haram sayıp onlara tâbi oldular. Onlara yapılan ibadet işte budur.” buyurdu.
Bu ayetten ve Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bu ayeti tefsirinden de anlaşılıyor ki; her kim günah olan bir şeyde Allah (c.c.)'ın dışında birine itaat ederse veya Allah (c.c.)'ın izin vermediği bir şeyde ona tâbi olursa, onu kendine rab ve mabud edinmiş olur ve onu Allah (c.c.)'a ortak etmiş olur. Bu da Allah (c.c.)'ın dini olan tevhide ters düşer. İhlâs kelimesinin içerdiği
"ilahlığın,” "kendisine ibadet edilen" anlamına da ters düşer. Allah (c.c.), onların helali haram, haramı da helal etme hususunda rahiplerine ve hahamlarına itaat etmesini, onlara ibadet etmek saymıştır. Ve onları "Allah (c.c.)'a ortak koşanlar"