Nisan yağmurları gibi gidip gelen çocuksu bir melankoli değildi bu.Belki yine geçici olacaktı ama derin bir etki bırakacak,zihnimde derin bir yara oluşturacak olgun bir acıydı..
Artık bir çocuk olmadığımı biliyordum , ama bir yetişkin de değildim.
Çocukluğun neşe dolu kayıtsızlığı ve yetişkinliğin bilinçlendirici acısı ve hayal kırıklığı arasında asılı duruyordum.
Sadece derinlerde bir yerde,keskin bir bıçağın çocuk aklımın bütün haylerini ve güzelliklerini oyup parçalara ayırdığını,sakat olduğum gerçeğini örtülemeyecek kadar çıplaklaştırıp beni güçsüz kıldığını hissediyordum..