Yerle gök arasında kalan bu şehir benim,
Sokaklarımda dolaşır, yapar isen devrim,
Toprağımdan akacak her kanı taşır bedenim,
Yokluğunda bir çöl, varlığında bir göl,
Haykırmak üzere olan dağım,
Adımdır Amanos, yıkarım eteklerimi,
Çiğnerim yamacıma yapışan heceleri,
Yokluğunda bir çöl, varlığında bir göl,
Güzelliğimdir şanımı yayan,
Payas’tır altından kalıplar basan,
Kalelerime çıkıp da bakan,
Yokluğunda bir çöl, varlığında bir göl
Duaların mekanıdır şefkatli yuvam,
Her yerde adını unutmam,
Gitsem de senden uzaklaşmam,
Yokluğunda bir çölüm, varlığında bir gölüm.
Serdar CAKMAKCI
Gözleri dalarken düşlere, eli uzanırdı göğe,
Haykırmak isterdi, karşı olan bu sisteme,
Çıplak ayaklarının, tenine batan taşların,
Rüzgarda dağılan saçlarının, izlerini taşırdı.
Özgürce kırlarda koşmak, eğlenmek, gülmek,
İsterdi kendi dünyasında, kaplamadan göğü,
Al kırmızı gönlü, düzeni yıkan gülüşleri gibi,
Sevmek isterdi yol üstünde ilerleyenleri.
Serdar CAKMAKCI
Dostlukların en saf haliydi elinde tuttuğun,
Kelimelerin ardından beslenen kinlere tutunduğun,
Bilmektense, inanmayı yeğlediğin kaderin,
Övüne dur şimdi, bu senin eserin.
Yanlış durak, doğru zaman,
İçinde köpüren bir acıydı yaşam,
Noksan arayışı, hayat yarışı,
Geride kalanın adını aldığı.
Durgun nehir, akan yaşlar,
Doldurdu geceyi, inletti göğü,
Kopardı ayı, sakladı özünü,
Bilinmeyene, bilinmek istenmeyene.
Serdar CAKMAKCI