..Depremle yıkılan Erzincan'ın yeniden yapılması sırasında oraya ilk iş olarak koca bir inönü heykeli dikilmesi, işte bu kadarı milletin ıztırabı ile alay gibi bir şeydi...
Halbuki ben faşist değilim. Ben yalnız Türkçüyüm. Türk tarihinin içinde yüzüyorum. Diyebilirim ki her günüm 27 asrın içinde geçiyor. Bize kimin dost, kimin düşman olduğunu biliyorum. Onun için de hiçbir yabancı milleti sevmiyorum. Fakat bu duygu bazı milletlerin bazı meziyetlerini görmeme engel değildir. Çünkü sevgi başka şeydir, takdir başka şey…
Türkçüler Türk tarihinin verdiği hükümlere baş eğerek dostu ve düşmanı ayırmışlardır. Biz ırkımıza düşmanlık edenle etmeyeni, topraklarımızda gözü olanla olmayanı biliyoruz. Bizim dostluğumuz ve düşmanlığımız bu esaslara göredir. Bize düşman olana düşman olduğumuz için kimse bizi ayıplayamaz. Irkçı Türkçülük siyasi bir fıkra olmadığı için ırkçı Türkçülerin gündelik siyasetle ilişiği yoktur. Bizim ülkümüz, davalarımız asırlıktır, millidir.
Dergi, 15 Şubat 1932 yılında çıkarılmıştır.
Atsız’ın ülkenin aydın sınıfları hakkında düz yazısı ve aydınlarla ilgili yaptığı tenkitlerle başlar.
Genç Osman ve hakkında yazılmış olan rivayetleri incelediği bir yazı dizisiyle devam etmektedir.
Dergide ;
-Pertev Nail. /Kendisi Hasan Ali Yücel’in liseden öğrencisi ve Atsız’la, Yücel’i ilk tanıştırandır.)
"Seyahat Notları" yazısı yer almaktadır.
-Abdülkadir İNAN. /((( Başkurt tarihçi ve dil bilimci.
Atsız’la Türkiyat Enstitüsünde birlikte asistanlık yapmıştır. Atsız ondan “Çok iyi bir insandı, çalışkan ve kültürlüydü” diye bahseder.
Abdülkadir İnan, Atsız Bey’in Edirne lisesinde öğretmenlik yaptığı dönemlerde çıkardığı ORHUN Dergisinde, dönemin müfredatında olan 4. Ciltlik tarih kitabını incelemiş ve yanlışlarla dolu olduğunu ve okutulmaması gerektiğini anlatan eleştiri yazısı sebebiyle görevden uzaklaştırılmıştır. (Tenkit ettiği kitap daha sonrası okullardan kaldırılmıştır. Atsız, bu konuyu “Bana: Aferin, haklı imişsin, diyen olmamıştı ama tenkit ettiğim ne varsa kültür piyasasından kalkmıştı” diye bahsetmektedir.) Bunun üzerine Abdülkadir inan (Dil kurumunda uzman olarak çalışmaktadır) dil kurumunda birlikte çalıştığı ve Kütahya mebusu olan Besim Atalay’a;
Atsız’ın görevden alınmasının öğrenciler için büyük bir kayıp olduğunu anlatarak dönemin Eğitim bakanı olan Saffet Arıkan’ı i razı etmesini istemiş, bu sayede Atsız’ın yeniden resmi kurumda görevlendirmesi adına yardımcı olmuştur. (Fakat görevlendirme kararı çıkmadan Hasan Ali Yücel bakanlığa geçirilince ki Atsız bu dönemi “Halk partisi zamanında, vekiller böyle bir anda nöbet değiştirirdi” diye aktarır. Ve tabii Yücel, resmi lise tayinini durdurmuştur. )))
Dergide merhum Abdülkadir İnan’ın Başkurdistan tarihiyle alakalı yazmış olduğu muazzam akıcılıkta ve