Her şeye rağmen, asansörle yirminci kata çıkarken düşündüm de, akşamdan kalmış olduğum için o kadar da pişman değildim.
Ya alkolü fazla kaçıracaktım ya da vibratörüme başvuracaktım.
Hızla mutfağa yöneldim, kahve yapmak için.
Kendimi, bir doksanlık sert ve yakıcı bir erkek bedeni tarafından koridorun duvarına mıhlanmış halde buluverdim bir anda.
“Kaçtığın zaman ne olduğunu biliyorsun meleğim.” Gideon altdudağımı dişledi, sonra da diliyle okşayarak dindirdi acısını. “Seni yakalıyorum.”
Orgazmım beni şaşırtacak kadar ani bir biçimde gelmişti. Tüm hücrelerime yayılan büyük mutlulukla sarsılarak tırnaklarımı tenine batırdım. Gözlerim bulutlanmıştı ve bacaklarım titriyordu. Üzerinde kramplar içinde sarsılırken temposu düşmedi. O noktaya bastırmaya devam ederek o da doruğa ulaştı. Ve içime gelirken klitorisimle oynamaya başlatarak beni yeniden doruğa ulaştırdı. Boynumu ve çenemin altını öptükten sonra dudaklarıma ulaştı ve bir süre orada oyalandı. Kalplerimizin atışı yeniden yavaşlayana kadar bana aşkını sunmaya devam etti..