Canan

Başkalarından kabul görmek ve onaylanma almak ihtiyacı, özgünlüğü ve özgüveni körelten hatta yok eden bir tuzaktır. Başkalarına göre şekillendiğimizde bizden geriye bir şey kalmaz. O yüzden her zaman “Başkalarının gürültüsünü değil, kalbinin fısıltısını dinle!” der dururum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Başkalarına göre şekil almaya başlamak, giderek daha dış odaklı, daha hassas, daha kırılgan ve kaygı dolu bir bilinçaltı inşa eder.
Telaş etmeyin, kötü görünen birçok olay vardır ki, sonu lütuftur. Ulaşamadığına tevekkül, ulaştığına rıza,kaybettiğine sabır gösteren kişi takva ehlidir.
Kıskançlık meselesinin temelinde, çoğu kez terk edilme korkusu vardır. Bilinçaltındaki terk edilme korkusu, ilişkilerin zehridir. Bunun panzehiri ise kendini bilmek ve tanımaktır. “Değersizlik” hissi onartmadığında sadece ilişkilerin hayat kalitesini değil, bireyin kendiyle olan güven bağını da yıpratır.
Öz-değerinin farkında olmayanlar, başkalarının onayına ihtiyaç duyarlar. Başkalarının onayına ihtiyaç duyanların kendileri gibi olmaları mümkün değildir. Tek yaptıkları ortama uyum sağlamaya çalışmaktır. Çünkü eleştirilmekten ziyadesiyle kaçınıyorlar.Ortama uyum sağlamak yapabilecekleri en iyi şeydir.