Ali KOÇ

Ali KOÇ
@C_AliKoc
Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç... Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç, Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında...
*Atatürk Üniversitesi *Erciyes Üniversitesi
Yozgat
22 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Başkomutanlık görevine devam kararını verdim
Ben ilk defa bu işe başladığım zaman, çok akıllı geçinen bazı kişiler bana sordular; 'Paramız var mıdır? Silahımız var mıdır?' Yoktur dedim. O zaman, 'O halde ne yapacaksın?' dediler. 'Para olacak, orada olacak ve bu Ulus bağımsızlığını kurtaracaktır!' dedim. Görüyorsunuz ki, hepsi oldu ve olacaktır. Bir takım efendiler de, 'Başkomutan, ulus'a ücret ödemeden, zorla iş yaptırıyor' demişler; oysa kanunun ülkede ücret ödemeden, zorla iş yaptırmasını yasakladığından söz etmişler. Bu doğrudur efendiler; fakat ihtiyaç, tehlike, bize her şeyi yasal göstermektedir. Ordunun ihtiyaçları ulusa parasız iş yaptırmayı gerektiriyorsa, bunu yapıyoruz ve en doğru kanun budur. Ulusun ve ordunun yenilmemesi için, kanun buna engeldir diye, gerekli gördüğüm önlemi almakta kararsızlık göstermeyeceğim.
Reklam
Hilafet ve saltanat konuları hakkında mecliste yaptığım açıklama
"Türk ulusunun ve onun tek temsilcisi olan Yüce Meclis'in, vatanın ve ulusun bağımsızlığını, hayatını kurtarmak için çalışırken, hilafet ve saltanatla, halife ve sultan'la bu kadar çok ilgilenmesi sakıncalıdır. Şimdilik, bunlardan hiç söz etmemek yüksek çıkarlarımız gereğidir. Eğer amaç, bugünkü halife ve padişaha bağlılık ve sadakatten ayrılmadığını söylemek ve belirtmekse, bu kişi haindir. Düşmanların, vatana ve ulus'a karşı kullandıkları bir alettir. Buna 'halife ve padişah' deyince, ulus, onun emirlerine uyarak düşmanın isteklerini yerine getirmek zorunda kalır. Hain veya makamının güç ve etkilerini kullanması yasaklanmış olan biri, zaten padişah ve halife olamaz. O halde, onu tahttan indirip yerine hemen diğerini seçeriz demek istiyorsanız, buna da, bu günün durumu ve koşullara uygun değildir. Çünkü tahttan indirilmesi gereken kişi, ulusun yanında değil, düşmanların elindedir. Onun varlığını yok sayarak bir diğerinin egemenliğinin tanınması düşünülüyorsa, bugünkü halife ve sultan haklarından vazgeçmeyerek İstanbul'daki hükümetiyle, bugün olduğu gibi makamında oturup çalışmalarını sürdüreceğine göre, ulus ve Yüce Meclis, asıl amacını unutup halifeler sorunu ile mi uğraşacak Ali ile Muaviye dönemini mi yaşayacağız? Özetle, bu konu geniş, hassas ve önemlidir. Çözümü bugünün işlerinden değildir. Sorunu temelinden çözmeye girişecek olursak, bugün içinden çıkamayız. Bunun da zamanı gelecektir. Bugün koyacağımız yasal esaslar varlığımızı ve bağımsızlığımızı kurtaracak olan millet meclisini ve ulusal hükümeti güçlendirmeye yönelik bir anlam ve yetkiyi kapsamanı ve belirtilmelidir!"
Alıntı
Türk ulusunun izlemesi gereken siyasi ilke: Ulusal siyaset
Çeşitli ulusları ortak ve genel bir ad altında toplamak ve bu çeşitli unsur topluluklarını aynı haklar ve koşullar altında tutarak güçlü bir devlet oluşturmak, parlak ve çekici bir siyasi görüştür; fakat aldatıcıdır. Hatta, hiçbir sınır tanımayarak, dünyadaki bütün Türkleri de bir devlet halinde birleştirmek, elde edilmesi olanaksız bir hedeftir. Bu, yüzyılların, yüzyıllar boyunca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı olaylarla ortaya koyduğu bir gerçektir. Panislamizm, Panturanizm siyasetinin başarıya ulaştığı ve dünyada uygulanabildiği, tarihte görülmemiştir. Irk ayrımı yapmaksızın tüm insanlığı kapsayan güçlü bir devlet oluşturma tutkularının sonuçları da tarihte yazılıdır. Yayılmacı olma hevesleri konumuzun dışındadır. İnsanlara her türlü duygularını ve özel bağlarını unutturup, onları tam bir kardeşlik ve eşitlik çerçevesinde birleştirerek, insani bir devlet kurma teorisi de kendine özgü koşullara sahiptir. Bizim açık ve uygulanabilir gördüğümüz siyasi görüş, ulusal siyaset'tir. Dünyanın bugünkü genel şartları ve yüzyılların akıllarda ve karakterlerde yerleştirdiği gerçekler karşısında hayalci olmak kadar büyük yanlış olamaz. Tarihin söylediği budur; bilimin, aklın, mantığın söylediği böyledir.
Şeyh Cemaleddin'e göre :
"İnsanların arasında geniş kapsamlı bir daire olup birçok ferdi bir diğerine bağlı kılan iki bağ vardır: Biri lisan birliği, diğer bir tabirle cinsiyet Birliği; ikincisi din. Lisan birliğinin yani cinsiyet birliğinin (yani ırkın, milliyetin) dünyada devamlılığı ve değişmezliği, hiç şüphe yoktur ki dinden daha devamlıdır. Çünkü az bir zamanda değişmez. Hâlbuki ikincisi böyle değildir: Aynı lisan konuşan ırkı görürüz ki bin senelik bir süre zarfında, lisan birliğinden ibaret olan cinsiyette bir bozulma olmadan iki üç defa din değiştiriyor."
Türk Gençliğine
KIZIL ELMA uğrunda kılıç çekince kından Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından; Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından. Belki öldükten sonra bir parça güleceksin. Yüz paralık kurşunla gider "HAYAT" dediğin; "Tanrı yolu" uzaktır; erken kalk, sıkı giyin. Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin Güzel Kızıl Elma'na varmadan öleceksin.
Reklam