Aslında o kadar da önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında, neden üzülüyoruz ki hemen? Bunu temel bir aydınlanma anı olarak ele alabilsek, daha iyi olmaz mı? İnanmak dediğimiz şey; sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir. Ve güzelliğe, ve aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekir. Yani her güzelliğin sonunda mutlak bir kopuş, bir ayrılık pusuda bekler. Madem öyle; o zaman başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara, bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sadece bir tek günah var; o da hırsızlık. Tüm diğer günahlar hırsızlığın türevleridir. Bir adamı öldürdüğünde bir hayat çalmış olursun. Karısının koca hakkını, çocukların baba hakkını çalmış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeği bilme hakkını çalarsın. Çalmaktan daha alçakça bir hareket yoktur."
Bilmiyorum geçtiğin sokaklarda çiçekler açtı mı? Ben yıktığın her yeri sevgiyle suluyorum. Dokunduğun yerlere, yürüdüğün sokaklara, aldığın nefese doğuyorum. Buralar her şeyin çok güzel olduğu yerler, ama zamanlar değil.