Çağlar Betos

Çağlar Betos
@CaglarBTS
Mustafa Kemal Atatürk Okuduğumuz her kitap, Atatürk’ün sözünü ettiği aydınlanma savaşında kazandığımız bir zaferdir...Sunay AKIN Bisiklet ve koşu tutkunu.
İtibardan tasarruf olmaz. Aahhaha
Bu yüzden Karınca İmparatorluğu'nun Kraliçesi La Xini, Dinozor İmparatorluğu'nun devasa ve muhteşem sarayına girdiğinde büyük bir karşılamayla kabul edildi. Önemli Karınca İmparatorluğu yetkilileri, kendi ülkelerinin sınırları dışına çıktıklarında "kelime ordusu" denilen bir tabur askeri yanlarına alırlardı. Bu tabur, dinozorlarla karıncalar arasındaki iletişimin sürdürülebilmesi için belirli düzenlere girerdi. Kelime ordusunun asker sayısı yetkilinin rütbesine göre değişiklik gösteriyordu, karıncaların kraliçesine eşlik edenlerin sayısı yüz bin civarındaydı.Üniformalı dinozor askerlerin borularını çalmasıyla yüz bin karınca kendi düzenleriyle kraliçelerine eşlik ederek salona girdi. İki metrekarelik siyah üstünde yavaş yavaş ilerledi. İmparator Wu Lusi, kraliçeyi karşılayıp hemen selamladı.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Reklam
geçmiş olsun...
Zekâlarındaki genişlemeyle hem karıncalar hem de dinozorlar evrenin büyüklüğünü algılamaya başladı. Ancak evrenin kanunlarına dair araştırmalar hâlâ filizlenme aşamasındaydı. Bu dönemde bilim de tatmin edici veya yeterli değildi. Bu yüzden din ortaya çıktı. Kültürler arasındaki farklılık kendini din anlayışında belli etti. Bu sorunun gelişmesiyle Kretase uygarlığının üzerinde siyah bulutlar toplanmaya başladı.
Sayfa 47·Kitabı okudu
İlk Karşılaşma
Bu Tyrannosaurus'un sol ayağından yaklaşık bir metre uzakta, küçük bir karınca şehri vardı. Şehrin büyük kısmı yerin altındaydı, burası binden fazla karıncanın yaşam alanıydı. Tyrannosaurus düzlükte kertenkeleyi kovalarken bastığı yerlerde kuvvetli depremler yaşanmıştı. Bereket versin ki küçük şehrin büyük kısmı yerin altındaydı da dinozorun ayağının altında ezilmemişti. Şehir halkının hepsi yeryüzüne çıkarak başlarını kaldırıp baktı. Karıncaların gözünde, Tyrannosaurus gökyüzünün yarısını kaplıyordu, bulutları delen bir tepe gibiydi. Bu dev tepenin gölgesinde kalan karıncalar hava birdenbire kararmış gibi hissettiler. Tyrannosaurus'un dev pençesiyle kertenkelenin yarısını dev ağzına doğru götürmesini izlediler. Dinozorun çiğnerken ağzından çıkan ses gök gürültüsü gibiydi. Daha önce böyle bir gök gürültüsü duyduklarında sese kemikle et parçaları içeren bir yağmur eşlik etmişti. Dinozorun yediklerinden artakalanın bir parçası bile karınca şehrindeki koloninin bir günlük yiyeceği ederdi ancak bu Tyrannosaurus ağzını pek sıkı kapattığından maalesef havadan hiçbir şey yağmıyordu. Tyrannosaurus, kertenkelenin diğer yarısını da ağzına attı, gökyüzünden gene gök gürültüsünü andıran sesler geldi ancak kertenkele eti yağmadı. Dinozorlarla Karıncaların Öyküsü Sayfa:12
Alıntı
Fakat el becerisi uygarlığı geliştirmenin temel gereksinimlerindendir. Düşüncenin gelişmesi ve hayatta kalma aktiviteleri arasında ustalıklı bir bağ kurulması ancak bir türün ellerini iyi kullanabilmesiyle gerçekleşebilir.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Derin bir uykudayız...
"NEDEN SUSUYORSUNUZ?"... Gazeteci Mine Kırıkkanat'ın, Cumhuriyet gazetesinin 22 Aralık 2019 tarihli sayısında yayımlanmış olan yukarıdaki başlıklı yazısı İlhan Selçuk'un 14 Temmuz 1966 tarihinde Pencere isimli köşesinde yazdığı yazıdan ilham alınarak yayımlanmıştı. Kırıkkanat, bu yazıya gönderme yaparak, bir dönemin üst kademede görevli devlet memurlarının iş anlayışlarını ve bunu devlet yöneticilerinin nasıl değerlendirdiklerine dikkat çekerken, babam Suat Yasa'nın yaşam biçimini ve yaptıklarını özel olarak öne çıkartmış ve buna dikkat çekmişti. "Cumhuriyet'in unutulmaz başyazarı İlhan Selçuk, 14 Temmuz 1966 tarihli Pencere'sinden, Türkiye'nin 17 yıldır yaşadığı yozlaşmanın yolunu döşeyen aymazları uyarıyor, ihaneti sorguluyordu: 'Gazete sayfalarında bir liste dolaşıyor. İnsan avına çıkılmış Türkiye'de. Ya sömürmeye katılacaksınız, ya icabınıza bakılacak. Bir devlet makamında oturuyorsanız görünmez bir el altınızdan koltuğu çekiverecek, özel yerde çalışıyorsanız işinize son verilmesi çeşitli yollardan gerçekleştirilecek, siyasi hayatta iseniz hiç beklemediğiniz bir anda bir iftiraya uğramanız mümkündür. Ya satın alacaklar, ya avlayacaklar, ya çürütecekler. Bu konu üstünde bu kadar ısrarla durmamızın sebebi yakın geleceğimizde daha iyi anlaşılacaktır. Geçen yıl bir Amerikalı petrolcünün merkeze yazdığı gizli rapor ele geçirilip gazetelerde açıklanmıştı. O rapordaki tavsiyelerin başında Türkiye'deki milli petrol satışı kampanyası yürüten yöneticilerin değiştirilmesi gerekiyordu. Ve yine o raporda; Türkiye'deki petrolü millileştirme havasının sona erdirilmesini sağlayacak bir hükümet değişikliğinin sağlanması arzu ediliyordu. Bu arzular gerçekleşmiştir. Demirel iktidarı başa geçince Petrol Ofisi Genel Müdür Muavini Özer Derbil'i, TPAO Genel Müdürü İhsan Topaloğlu'nu
Sayfa 35·Kitabı okudu
Reklam