Bu kitabı okumadan önceki ruh halim tamamen ümitsiz, karamsar ve bıkkın bir şekilde idi.Bu ruh halinden kurtulmak istiyordum. Korona belası ile sürekli ölüm haberleri almak, koronanın geride bıraktığı yaralı hayatları her gün farklı farklı yerlerden duymak görmek. Üzerimdeki bu ölü toprağı atmak istiyordum çünkü hiçbir şeyden keyif almıyor robot yaşıyordum.
Biliyorum ki ülkemizde bu şekilde yaşayan insan sayısı hiç az değil. Yaşadığımız siyasal bunalım, hayat pahalılığı, kötü yönetim, ekonomik gerileme, bitmek bilmeyen mülteci akınları, yanan ormanlarımız gibi tek bir olumlu gelişme/haber yoktu. Yaptığım bisiklet sporu bile bu üzerimdeki ölü toprağı atmaya yetmiyordu. Saatlerce bisiklet sürsem de bu durumu değiştiremiyordum. Sonra kitaplığımda ne okusam diye düşünürken gözüme Şu Çılgın Türkler kitabı takıldı. Zor şartlar altında milletimizin verdiği destansı mücadele bana moral ve güç kaynağı olabilir dedim ve okumaya başladım. Daha önce Turgut Özakman'ın DİRİLİŞ ÇANAKKALE 1915 kitabını büyük bir gurur ve gözyaşları ile okudum. Çok ara vermeden Şu Çılgın Türkler kitabını okumamın daha yararlı olacağını düşündüm.
Kitabımıza gelince
Kitabımız iki ana başlıktan ve sekiz bölümden oluşuyor;
1.Dünya savaşından Almanya,Avusturya-Mararistan ve Bulgaristan ile birlikte yenik ayrılan Osmanlı Devleti Serv antlaşması gibi Anadolu ve Osmanlı'yı parçalarına ayıracak tarihte Türklerin karşılaştığı en ağır antlaşmalardan biri olan bu karanlık olayla karşı karşıya kalır.
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı Topraklarının işgali başlamış oldu.Başını İngilizlerin ve Yunanlıların çektiği işgal kuvvetleri İtalya,Fransa ve Doğu de Ermeniler cennet vatanın dört bir yanını işgal etmeye asker çıkarmaya başladılar.Osmanlı ordusu dağıtılır.Yüzbinlerce asker terhis