yüreğindeki iyi niyeti ve sahip olduğu yetenekleri doğru kullanma becerisinden yoksun, kendi iyiliği ve mutluluğuna zerre kadar hayrı olmayan, kendi çürüyüşünün farkında olduğu halde bu çürümenin onu yiyip bitirmesine izin veren bu adam kadar kederli olamazdı.
Tükenmiş yaşam enerjisiyle etrafını kuşatan çölden geçerken, sıra sıra evlerin dizili olduğu sessiz bir sokakta bir an öylece durdu; tüm o vahşiliğin ortasında, onurlu idealler, kendinden feragat ediş ve azim, tıpkı bir serap gibi önünde uzanıyordu. Hayalindeki bu güzel şehirde, aşk ve güzellikler, havadar balkonlardan sarkmış onu seyrediyordu, yaşam meyveleri bahçelerde olgunlaşıyor, umut nehrinin suları pırıl pırıl parlıyordu. Bir anlık hayaldi, kaybolup gitmişti.
Şahsen hayattaki en büyük arzum bu dünyaya ait olduğumu tamamen unutmak. Bu dünyada bana yarayacak bir şey yok; bende de dünyaya yarayacak bir şey yok zaten.
Öldüğümde çok sevdiğim şu kitabın sayfalarını artık çeviremez olacağım, bu yüzden de ölmeden önce hepsini okumuş olmaya dair nafile bir umut besliyorum.