İçinde; yönetim, zaman, kibir, iyilik, kötülük, bilim, sanat ve daha nice konuda eşsiz fabl ve masal bulunuyor. Ben ara kitap olarak sadece geceleri okudum. Dili yalın, duru ve akıcı olduğu için hemen alışıverdim okumanızı tavsiye ederim.
Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabı ve okuduğum ilk senaryo kitabı. Sade anlaşılır dille yazılmış bir senaryo okurken sanki sizde sokağın kenarından olayları izliyorsunuz. Bir solukta okunabilir ki ben de bir solukta okudum. Çok değişik ve anlamakta güçlük çektiğim bir konusu var.
Kitabın başlarında biraz sıkıldım karakterler karışık geldi isimlerini bir süre kafamda oturtamadım. Marquez'in kitaplarında isimlerin karışması Yüzyıllık Yalnızlık'tan sonra garip gelmiyor. Biraz okuduktan sonra olay örgüsünü daha net biçimde anlıyorsunuz. O yüzden anlamadım deyip kenara atmanızı tavsiye etmem.
Kitap herkesin bildiği bir cinayetin işlendiği Kırmızı Pazartesi gününü anlatıyor. Günümüz sorunlarıyla da birebir ölçüşüyor kitapta geçen namus meselesi. Bu yüzden herkese okumasını tavsiye ederim. Size farklı bir bakış açısı kazandırması dileğiyle.
Bu kitap bana Kişisel Menkıbem olması gerektiğini öğretti. Sınava girecek ve hedefimi daha belirlememiş biri olarak -ki daha sınavın nasıl bir şey olacağı bile mualla- bana hayatımda daima hedefim olmasını ve hedefim doğrultusunda gerçekten ve yürekten istediğim her şeyi yapabileceğimi öğreten kitap.
Yazarın sade dili, açık ve anlaşır anlatımı bir solukta okumanızı sağlayacak.
Kitabın kaba üslubu, argo kelimler kullanması alışık olmadığım için okurken ara vermeme sebep oldu. Burgess'ın okuduğum ilk kitabıydı ve diğer kitaplarının da üslubunu merak ediyorum.
Kitabı herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Okunacaklar listesine eklemelisiniz.