Tiyatrolar, oyunlar, gösteriler, acayip hayvanlar, ödüller, kumar masaları ve diğer utyşturucular eski halklar için kulluklaşmanın yemi, özgürlüğü yitirmenin bedeli, tiranlığın araçlarıdır. Eski tiranlar bu çareyi, bu uygulamayı, bu yemleri uyrukları boyunduruk altında uyutmak için kullanırlardı. Böylece gözlerinin önünde olan bu eğlenceleri güzel bulup onlardan hoş bir haz alan aptallaştırılmış halklar, küçük çoçuklar gibi, fakat onlardan daha da kötü bir biçimde, budalaca hizmet etmeye alışırlardı.
Ağızlarına çalınan iki parmak bal ile cezbedilen halklar kadar, ne avcı düdüğüne kanıp tuzğa düşen saf bir kuş, ne de yem için oltaya takılan alık bir balık olabileceğini düşünmeyin. Pohpohlandıklarında, hemen kendilerini teslim etmeleri şaşılacak şeydir.
Tiranlar, çeyrek litre buğday, yarım litre şarap ve gümüş bir para bağışlardı; İşte o zaman "Yaşasın kral" diye bağırıldığını duymak acınılacak bir şeydi.
Ve neden ' Kralların sayısız gözleri, milyon tane kulağı, upuzun elleri ve pek hızlı ayakları' olduğu söylenir. Halk kralı yüzüstü bırakıversin, hemen yere devrilir.
Sizin onu itmenizi veya onu sarsmanızı istemiyorum, sadece onu taşımayı bırakın ve göreceksiniz, kaidesi altından alınmış dev bir heykel gibi, kendi ağırlığıyla düşüp parçalanacaktır.