Bir yere ait olmadığınızın en büyük kanıtı, oraya ait olmaya çalışmanızdır.
Çünkü insan ait olduğu yerde su gibi akar; kendini kanıtlamak, yer edinmek ya da kabul görmek için mücadele etmek zorunda kalmaz.
Ait olduğunuz masada yeriniz hazırdır.
Ait olduğunuz evde yatağınız hazırdır.
Ait olduğunuz kalplerde ise size ayrılmış bir köşe zaten vardır.
İnsan, yalnızca ait olmadığı yerlerde yorulur; kabul görmek için çabalar, sevilmek için uğraşır, varlığını ispat etmeye çalışır.
Oysa gerçekten ait olduğunuz yerde, varlığınız için savaşmanız gerekmez. Çünkü siz gelmeden önce bile yeriniz çoktan hazırlanmıştır.