Alıntılarından etkilenerek okumaya başladığım biriydi Tarık Tufan. Fakat her ne kadar bazı cümlelerinde kendimle karşı karşıya kalsam da tabiri caizse o ayrı trende ben ayrı gardayım belli ki.
"Tamamlanmamış bir cümledir insan." Diyor yazar kitapta. Sanırım benim için kitabın özeti bu cümle.
Tamamlanmıyor bir şeyler. Hep yarım. Olması istenilen de buydu belki bilemiyorum. Sanki akla gelenin, gözle görülenin yazıldığı sayfalar bir araya getirilmiş gibi hissettirdi bana. Dağınık, eksik, yola çıkarıyor ama ordan başka yola sapıyor, döndürüyor, dolaştırıyor ama bir yere varmıyor gibi.
Tabi alıntı bakımından üzerinde düşündüren cümlelerinin hakkını vermem gerekir. Ki zaten benim için sorun kitabın bütünlüğüydü.
Ben her kitabı yeni bir yolun kapısını aralar gibi okumayı seviyorum. Buna bağlı olarak heybeme bir şeyler katılsın, gönül rahatlığıyla da o kapıyı kapayıp yeni yollara çıkma arzusu duyayım istiyorum.
Yani kitabın kapağını kapattığımda heybemdeki alıntılarla devam edebilmem gerekiyor. Fakat iki kitapta da öyle olmadı. Ne oldu şimdi diyerek son buldu.
Kitap hakkında olumsuz konuştum gibi oldu biraz fakat en başta dediğim gibi bu durum biraz benimle alakalı.
Ne diyordu yazar?
"Başka şeyler düşlüyorduk geleceğe dair."