"...okuduğun kadar yazarak da öğren; en iyi kitapla tatmin olma; diğerlerinin itiraz eden bilgi parçalarını ara; bir favorin olmasın; kişilerle olayları ayrı tut; büyük isimlerin prestijine karşı hazırlıklı ol; yargılarının kendine ait olduğunu gör; anlaşmazlıktan dolayı sinme; sınamadan hiçbir şeye güvenme; fikirlere karşı eylemlerden daha sert ol; kötü meselenin kuvveti ile iyinin zayıflığını gözden kaçırma; asla bir putun ufalanıp dağılmasına veya bir iskeletin ifşasına şaşırma; yeteneği en iyi, karakteri en kötü halinden yargıla; ahlaksızlıktan çok, güçten daha çok şüphe et ve dönemlerden ziyade sorunları araştır..."
"...tarihçiye bir şahit gibi muamele edilmelidir ve samimiyeti saptanamazsa ona inanılmamalıdır. 'Suçluluğu ispat edilene kadar kişi masum sayılmalıdır' vecizesi tarihçi için geçerli değildir."
"Eğer toplumun yüce zaferleri hoşgörülü sanatıyla değil de sıklıkla şiddetle elde ediliyorsa, olayların eğilim ve akışları karışıklık ve facialara doğruysa, dünya din özgürlüğünü Flemenk Devrimine, anayasal hükümeti İngilizlere, federal cumhuriyetçiliği Amerikanlara, siyasi eşitliği Fransızlara ve onlardan sonra gelenlere borçluysa geçmişi özümseyen uysal ve dikkatli takipçilere, yani bizlere ne olacak? Devrimcinin zaferi tarihçiyi hükümsüz kılıyor."
"İnsanoğlu ne zaman bir yasa hazırlasa, onun arkasında mutlaka beşer hayatını şekillendiren muayyen bir ahlak, cemiyet ve kültür değerleri yatar.Aynı şekilde bir yasayı ilga ettiği zaman da daha önceki yasanın dayanmış olduğu ahlâkî ve sosyal felsefeyi iptal etmiş ve onun oluşturmuş olduğu hayat tarzını değiştirmiş olur."